« Anasayfa | Künye | Arşiv 24 Temmuz 2024, Çarşamba
Gündem: Kültür-
Sanat
Gündem: Hayat
40i Gündem Nöbetçi Köşe
40PENCERE
Edeb Yahu
Nedret Kudret
Erdem Bayazıt Ey!

Gölgelik
Köksal Alver
Tek Söğüt

Dil Ağacı
İbrahim Demirci
Kafı Yutanlar

Kelimeler ve Şeyler
Abdullah Harmancı
Seni Ne İhtiyarlattı?

Mızrak ve İlmihal
Ahmet Murat
İmamın Hatırlanışı

Saksağan
Osman Özbahçe
Dünya Aklıma Yatmıyor

Şiir Çıkmazı
Mehmet Solak
Kimi, Nereye Götürür Şiir?

[ Haberler -> Edebiyat Haberleri ]

Küçük Prens'in Uçağını Düşüren Adam

30.03.2008 - 22:53

Cemal Süreya'nın dediği gibi, şu ölen genç adam, sizin sıktığınız kurşunun gidip hayatını durdurduğu genç insan "asker" değil "nişanlı"ydı. Saint-Exupéry'yi, uçağını düşürerek öldürmüş olmakla, "nişanlı genç"i öldürmek arasında hiçbir fark yok şüphesiz.

Ekrandaki adamın adı Hors Rippert. Alman televizyonunun, özellikle spor programlarını yakın takip eden meraklılarının yakından tanıdığı birisi. Gelgelelim, 88 yaşındaki bu görmüş geçirmiş kişinin sözleri herkesi şaşırtacak nitelikte: 65 yıl sonra, Antoine de Saint-Exupéry'nin pilotluğunu yaptığı uçağı düşüren Alman savaş uçağı pilotunun kendisi olduğunu itiraf ediyor, tarifsiz sıkıntılar içinde. XX. yüzyılın, olağanüstü masalsı figürü Küçük Prens'i yarattığı için evrensel üne kavuşmuş yazarlarının başında yeralıyor Saint-Exupéry. Yazarlığının öbür cephelerine neredeyse haksızlık yapacak ölçüde öne çıkmış bir yapıt bu. Olağanüstü bir ahlâk dersi. Kızışmış bir çağa, baştan uca kana boyanacak bir döneme gönderilmiş yumuşak, derin, hiçbir kolaycı yargıya yer vermeyen bir edebiyat göktaşı.

Saint-Exupéry, başta "Gece Uçuşu" ve "Güney Postası", pilotluk yaşantısından beslenmiş başka temel yapıtlarla da insan olma koşulunu kuşatmıştı. Asıl başyapıtı, bana kalırsa, ölümünden sonra oylumlu bir ciltte toplanan, bir bölümünü Tahsin Yücel'in dilimize kazandırdığı "Kale"ydi: Edebiyat ile felsefe arasındaki ayrım çizgisini yok eden bir yazı anıtı.

Trajik ve soru işaretleriyle dolu "sırra kadem basışı", kişiliğinin efsanevi boyutu üzerinde durulmasını alışkanlık haline getirmişti. Arada, usul usul, terekesinde unutulan metinleri kitaplarda toplandı, annesine yazdığı mektuplar yayımlandı, "Küçük Prens"in arkasındaki, eşiyle aşkına dayalı bağlantılar kurcalandı.Bir yandan da, ölümünü perdeleyen muamma sisini delmeye çalışanların ısrarlı çabaları sürüyordu. Sonunda, bir dalgıçla bir gazetecinin inadı define sandığını ortaya çıkardı: Akdeniz'in dibinde bulunan uçağının kalıntıları bugün Bourget'deki havacılık müzesinde sergileniyor.

Hors Rippert'e ulaşmayı başaran dalgıç-gazeteci çifti, bu yakınlarda "Son Giz" başlıklı bir kitap çıkardı, araştırmanın ve serüvenin bütün cephelerini aydınlatıyorlar. Onlara sorulursa, Rippert'ın ortaya çıkmamasının belirgin nedenleri arasında, II. Dünya Savaşı'na katılan Alman askerlerinin "kahramanlık" öyküleri anlatamamaları ön sırada yeralıyor. Rippert'i dinledim, kalıntıların kesin yeri saptanana dek, düşürdüğü uçağın Saint-Exupéry'ninki olduğundan emin olamamış.

Bu olayın kahredici yanlarından biri, Rippert'in, hem de genç yaşından başlayarak, sevdalı bir Saint-Exupéry okuru olmuş olması. Savaş sonrasında da, hayran okurlarından biri kalmış.

Saint-Exupery

İki Dünya Savaşı da, unutulması güç öyküler kaleme aldırdı edebiyatçılara. "Garp Cephesinde Yeni Bir şey Yok"un Erich Maria Remarque'ından Heinrich Böll'e, özellikle Alman yazarlarının yapıtlarında, felsefi altyapısını güçlü biçimde Karl Jaspers'ın çizdiği, altedilmesi olanaksızlık bir suçluluk duygusu egemendi.

Geleneksel silâhların ağır bastığı bu savaşlarda, günümüzün elektronik saldırılarından farklı olarak, taraflar, namlularının kendileri gibi birine çevrili olduğunu bilmenin tragedyasını derinden yaşamışlardı. Cemal Süreya'nın dediği gibi, şu ölen genç adam, sizin sıktığınız kurşunun gidip hayatını durdurduğu genç insan "asker" değil "nişanlı"ydı.

Saint-Exupéry'yi, uçağını düşürerek öldürmüş olmakla, "nişanlı genc"i öldürmek arasında hiçbir fark yoktur şüphesiz.

Ne ki, birinde, üstüne üstlük, torunlarınızın torunlarını bile gölgesi altında bırakacak bir durum yaşarsınız: Bir biçimde, aynı anda bir insanı, bir bilgeyi, bir yapıtın sahibi bir yazarı, milyonlarca insanın düşlerini süslemiş Küçük Prens'i öldürmüş olma konumuna düşeceksinizdir.

23 yaşını sürdüren Alman pilotuna kim acıyacak peki?

88 yaşındaki Hors Rippert'i dinlerken, o savaş kurbanı adına uçurum duygularına kapılmadan edemedim.

"Küçük Prens"e gelince: Eminim, çoğunuz, onu 'bir zamanlar' okumuştunuz. Bana öyle geliyor ki, bugün Dünya'nın ve Türkiye'nin hali karşısında, onu yeniden, dikkatle okumalısınız.

(NTVMSNBC)



DİĞER HABERLER:
» Çağdaş Türkmen Öyküsü Hece Öykü'de
» Nuri Pakdil'i Anlamak İçin Anlattılar
» Güvenli İnternet Dönemi Başlıyor
» İnternette com, gov, org, net Tarih Oluyor!
» "Ölüm, Sanat ve Mekân II Sempozyumu"
» Oscar'ın Galibi 'Kral' Oldu
» Hece 'Argo'ya Devam Ediyor
» Kırgız Öyküsü Hece Öykü'de
» Global Marangozhane /
» Işık Kirliliği
Cemal Süreya'nın dediği gibi, şu ölen genç adam, sizin sıktığınız kurşunun gidip hayatını durdurduğu genç insan "asker" değil "nişanlı"ydı. Saint-Exupéry'yi, uçağını düşürerek öldürmüş olmakla, "nişanlı genç"i öldürmek arasında hiçbir fark yok şüphesiz.  
YAZININ GÖRSELLERİ:
Edebiyat MasasıTümü »
» Geçen Ay Edebiyat: Kasım-Aralık 2009 / Elif Hafsa Katırcı
» Geçen Ay Edebiyat: Mart-Nisan 2009 / Elif Hafsa Katırcı
» Geçen Ay Edebiyat: Ocak-Şubat 2009 / Elif Hafsa Katırcı
» Geçen Ay Edebiyat: Aralık 2008 / Elif Hafsa Katırcı
» Geçen Ay Edebiyat: Ekim-Kasım 2008 / Elif Hafsa Katırcı
Türk Şiir AnıtlarıTümü »
» Şeyh Galib
» Taşlıcalı Yahya
» Ahmet Haşim
» Namık Kemal
» Mehmet Akif Ersoy
KırkpâreTümü »

» Suç Bende / Deniz Işık
» Sesinden İçmek Senin / İnci Okumuş
» Gittin / Ramazan Özer
» Akasya Ağacı / Atilla Akın
» Son / Senem Gezeroğlu

Yorum yazabilmeniz için üye olmanız gerekiyor. Üye olmak için tıklayın.

(Üye iseniz sayfanın en üstünde sağ tarafta yer alan kısımdan giriş yapmalısınız.)


Henüz yorum yapılmamış.

Üye Girişi
Kullanıcı adı
Şifre
Beni hatırla
Şifremi unuttum!
Ücretsiz Üye Olun!
Son 10 Yorum
toplantı (10.12.2013 - 17:25)
tek söğüt (26.02.2013 - 01:08)
yok var, var var (26.02.2013 - 01:06)
Hoş bir yazı (17.08.2012 - 00:19)
beklerken (27.05.2012 - 21:07)
bir yorum (21.12.2011 - 20:20)
bir yorum (21.12.2011 - 20:13)
işte tam da böyle (18.11.2011 - 20:37)
Gitmek (18.11.2011 - 19:53)
ELİF LAM RA (28.10.2011 - 00:02)
Yorum için üye olun!