« Anasayfa | Künye | Arşiv 13 Ağustos 2020, Perşembe
Gündem: Kültür-
Sanat
Gündem: Hayat
40i Gündem Nöbetçi Köşe
40PENCERE
İki Nokta Üst Üste
Esma Ürkmez
Matbaadan Tanıtıma Koş!

Yeşilde Durmak
Hale Sert
Kanaviçe

Olay Yeri İnceleme
Zehir Hafiye Battal Küttab
Tezekten Terazi ya da Çok "hit" Alan Hep "tıklanan" Yazı Budur!

[ Kitap -> "Kitap"lı Sohbetler ]

"İbrahimî Dinlerde Mesih'in Dönüşü" Kitabının Yazarı Sami Baybal'la "The Passion Of The Christ" Filmi Üzerine...

01.04.2000 - 16:00

Mell Gibson'ın yönettiği "Tutku" filmi Hristiyan dünyası ile Yahudilik arasındaki eski sorunları yeniden gündeme getirdi. Gösterime girmeden aylar önce tartışılmaya başlanan film, Hz. İsa'nın Yahudiler tarafından öldürüldüğü tezini işliyor. Papalığın onayladığı filmi, Museviler aşırı buluyor.

Konu semavi dinler olunca İslam dünyası da tartışmalara katıldı. Anti-semitizm tartışmaları aldı başını gidiyor. Yediveren Kitap'tan çıkan "İbrahimî Dinlerde Mesih'in Dönüşü" adlı kitabın yazarı dinler tarihçisi Sami Baybal'la filmin ideolojik yansımalarını saklı tutarak yaptığımız söyleşiyi yayınlıyoruz:



Sayın Sami Baybal, Hz. İsa'nın sonu Hıristiyan kaynaklarında nasıl anlatılmaktadır?

Böyle bir soruya cevap verirken; Hıristiyanlığın temel dogmalarından biri olan "Çarmıh hâdisesi"ni, "Asli suç" doktrinini ve bunun bir sonucu olan "Kefâret Problemi"ni ortaya koymamız, dolayısıyla Hz. İsa'nın ölümünün ne anlama geldiğini iyi kavramamız gerekiyor. Bu bağlamda en başta dikkat çekmek istediğimiz husus; İncillerde yazılanların yaklaşık üçte birinin, İsa'nın çarmıh üzerinde ölümünü ve ölümü içindeki olayları tanımladığıdır. Bu yüzden İncil'in tüm öğretisinin ve hatta Mesih inancının özünün, İsa-Mesihin tarihsel ölümü gerçeği üzerinde kurulduğu açıktır.

Hz. İsa'nın tüm insanlığın günahına "Kefâret" olarak gelmesi ve bunun için "çarmıha gerilmesi", Hıristiyanlık'ta çok önemli bir inanç esasıdır. Kefalet problemi her şeyden önce İncillerden kaynaklanmaktadır ki, Yuhanna'nın 1. Mektubunda İsa-Mesih'in Baba'nın nezdinde yegane şefaatçi olduğu (I. Yuhanna: 2/1) ve onun bütün dünyaya kefaret olarak olarak geldiği (I. Yuhanna: 2/2) haber verilmektedir. Kefaretin temelinde ise, Allah'ın beşeriyete sevgisi yatmaktadır.

Kefaret doktrinine göre Hz. İsa, Allah'ın oğlu olarak babasının yanında ona eşit bir durumda bulunurken, Allah'ın emriyle semadan inerek, insanları Hz. Adem'in işlediği "Asli suç"tan kurtarmak için onlara benzer hale gelmiştir. (Bkz. Filipinlilere: 2/6-11) Hz. İsa bizimkine benzeyen bir bedenle yeryüzünde kalmış ve beşer için geçerli olan kanunlara riayet etmiştir. (Bkz. Romalılara: 8/3; Galatyalılara: 4/4) Fakat bizdeki günah yükü onda yoktur. Çünkü onun günahının gücü kırılmış, böylece o günahsız olarak kalmıştır. (Bkz. II. Korintos: 5/21; Romalılara: 8/3) Sonuçta Hz. İsa, beşeriyet için bir kefaret olarak kurban seçilmiş ve onun şahsında beşerin boynundaki günah yükü Asli suç yok edilmiştir. İşte insanlığın Hz. Adem'den beri sırtında taşıdığı günahı kendi hayatıyla ödeyen Hz. İsa çarmıha gerilmiş (Bkz. Matta: 27/45-50; Markos: 15/25; Luka: 23/46; Yuhanna: 19/17-18), gömülmüş (Bkz. Matta: 27/57-66; Markos 15/42-47; Luka: 23/50-56; Yuhanna 19/38-42) ve üç gün sonra dirilerek (Bkz. I. Korintos: 15/3-4) görevini tamamlamış ve Baba'nın sağ tarafına oturmuştur. (Bkz. Markos: 16/19)

Burada şu noktaya da işaret etmeliyim ki, Hz. İsa'nın tutuklanmasıyla başlayıp çarmıha gerilerek ölümü, gömülmesi ve nihayet mezardan dirilişine kadar devam eden olaylar zinciri, İncillerde zaman zaman farklı ifadelerle açıklanmaktadır.


Bu iki dinin Mesih'e bakış açıları arasındaki farklılıklar nelerdir?

Yahudi geleneğinde merkezi bir yer işgal eden Mesih inancı, Eski Ahit'te daha çok sembolik ifadelerle (Örnek olarak bkz. Mezmurlar: 2/12, 110/1-7, 145/1-17, 149/1-9; İşaya: 7/14, 9/17, 49/5, 66/13-14; Daniel: 7/13-14, 9/23-24; Mika: 5/2) ve onun yorumu durumundaki Talmud'da etraflıca işlenmiş, bir doktrin halini almış ve müesseseleşmiştir. Daha sonra da iman esasları arasına girmiştir. Yahudilikte Mesih fikrinin kaynağıyla ilgili farklı görüşler ileri sürülmüşse de, tarihiyle dini adeta özdeşleşmiş olan Yahudilerin, tarihin değişik dönemlerinde karşı karşıya kaldıkları bazı sıkıntı ve felaketler , onları, bu sıkıntılardan çekip alacak ve arzu ettikleri hedeflere ulaştıracak bir "kurtarıcı" fikrine yöneltmiştir. Yahudiliğe göre Mesihçilik, Yahudilerin Allah yolunu yeniden bulacağı Mesihe ait bir rüya devridir. Evrensel tarihin yegane hedefi, yeryüzünde Allah'ın Krallığını kurmaktır.

Hıristiyanlıktaki Mesih inancı, en az Yahudilikteki kadar önemlidir. Çünkü bu inanç, Hıristiyanlığın kredosu (inanç esasları)'nun başında yer almaktadır. Hıristiyanlara göre Mesih, Hz. İsa ile gerçekleşmiş ve onunla "İlahi Krallık" başlamıştır. Ancak bu krallık, Yahudilere mahsus geçici bir krallık değil, evrensel ve mistik bir krallıktır. Tarihin merkezinde ise İsa'nın yeniden dünyaya gelişi olayı vardır. Hz. İsa, beklenen şartlar gerçekleşince, tekrar dünyaya gelerek Tanrının bin yıllık krallığını kuracaktır.Dünyayı sulh ve adaletle doldurup, kendisine inanmayanlardan öc alacak ve saltanatı ebedi olarak devam edecektir. Hz. İsa'nın ikinci defa gelişinin amacı, yeryüzünde Tanrı'nın otoritesini yeniden tesis etmektir.

Aslında "Mesih'in kim olduğu" hususuna kadar Yahudiler ile Hristiyanlar "Mesih inancı" hakkında aynı tutuma sahiptirler. Mesih olarak Davud soyundan yeni bir şahsın gelmesini beklerken; Hıristiyanlar, Hz. İsa'nın "ric'at"ine yani dünyaya tekrar dönüşüne inanmaktadır.


Sayın Hocam, siz eserinizde üç İbrahimî dini de bu konu bağlamında incelediniz, Peki İslam kaynaklarında Hz. İsa'nın akibeti ne olmuştur?

İslam'ın ilk temel kaynağı olan Kur'an-ı Kerim'e baktığımızda, Nisa suresi 157 ve 158. ayetlerde Hz. İsa'nın akıbetiyle ilgili çok net ifadeler vardır. Bu ayetlere göre Hz. İsa Yahudiler tarafından ne öldürülmüştür, ne de çarmıha gerilmiştir. Öldürdükleri onlara İsa gibi gösterilmiştir. Onun hakkında ihtilafa düşenler bundan dolayı tam bir kararsızlık içinde kalmışlardır. Allah, Hz. İsa'yı kendi katına yükseltmiştir. Dolayısıyla Kur'an-ı Kerim, yukarıda da ifade ettiğimiz gibi, Hz. İsa'nın çarmıha gerilerek öldüğünü bir iman ilkesi olarak kabul eden Hıristiyanların bu iddiasını reddederek "Asli Suç"un bir sonucu olan "Kefaret hadisesi"ni kabul etmemiştir. İslam'ın ikinci ana kaynağı olan hadislerde ise, Hz. İsa'nın ölümüyle ilgili bir bilgi yoktur. Yalnız, "Nüzûl-i İsa" yani "Hz. İsa'nın kıyametten önce yeryüzüne tekrar dönmesi" meselesi yukarıda sorduğunuz sorunun bir devamı olarak aynı çerçevede düşünülürse, pek çok hadis rivayeti karşımıza çıkar. Bu rivayetleri değerlendirmek ise ayrı bir söyleşinin konusudur.


Filmle bağlantılı olarak, Yahudilerin Hz. İsa'yı öldürdükleri tezi tarihsel bir vaka mı yoksa Roma Kral'ının faili olduğu olayı Yahudilere yıkma çabası mı?

Aslında Hz. İsa'nın Yahudilerin içinden çıkmasına rağmen onların beklentilerine Mesih olarak cevap verememesi, Yahudiler arasında Hz. İsa'ya karşı bir tepki oluşturmuştur. O'na en çok reaksiyon gösterenler ise Ferisiler adı verilen ve Hz. İsa zamanında yaşayan popüler bir gruptur. (Bkz. Matta: 16/1-12; Markos: 8/14-21; Luka: 11/37-44) Yine İnciller, İsa'yı öldürme tasarısının başkâhinler ve Ferisiler'e ait olduğunu (Bkz. Matta: 26/1-5; Markos 14/1-2; Luka: 22/1-2) ifade etmektedir. Ayrıca Yahudilerin Hz. İsa'yı çarmıha gerdirebilmek için vali Pilatus'la nasıl bir diyalog içine girdikleri ve onu nasıl ikna ettikleri de (Bkz. Matta: 27/1-2, 11-31; Markos: 15/1-20; Luka: 23/1-5, 13-25) İncillerin anlattıkları arasındadır. Hatta Yuhanna: 19/31'de Yahudi yetkililerin Pilatus'tan Hz. İsa ile birlikte çarmıha gerilenlerin bacaklarının kırılması ve cesetlerin kaldırılmasını istediğine dair bir ifade vardır. Yani İncillerde aktarılanları esas aldığımızda, Roma, Hz. İsa'yı çarmıha germe gibi bir niyet taşımamasına rağmen, Yahudiler değişik taktiklerle Vali Pilatus'u bu konuda ikna etmeyi becermişlerdir. Kısaca Hıristiyanlar, "Yahudilerin Hz. İsa'yı öldürdükleri" tezini tarihsel bir vaka olarak kabul etmektedirler.


Fragmanlarından gördüğümüz kadarıyla Hz. İsa'ya yapılan işkencelerin geçerliliği nedir?

Doğrusu ben filmi henüz görmediğim için, orada Hz. İsa'ya yapılan işkenceleri gösteren sahnelerin abartılı olup olmadığını ve gerçeği ne kadar yansıttığını bilmiyorum. Fakat kısaca şu kadarını söyleyebilirim ki, Hıristiyan teolojisinde sözkonusu edilen işkencelerin geçerliliği vardır. Yani Mesih-İsa çarmıha gerilmesi esnasında bir takım işkencelere maruz kalmıştır, acı çekmiştir. Bu, Hıristiyanlığa göre insanlığın kurtuluşu için olması gereken bir durumdur. İncillere baktığınızda, İsa'nın acı ve işkence çektiğine dair pek çok haber (Örnek olarak bkz. Matta: 16/21, 27/27-31, 44; Markos: 8/31; Luka: 9/22, 22/15, 44, 62; Resullerin İşleri: 1/3, 2/24, 3/18, 17/3, 26/23) bulabilirsiniz.


Anti-Semitizm tartışmalarını da göz önünde tutarak bu filmin Hristiyan ve Yahudi dünyasındaki etkileri hakkında neler söylersiniz?

Sözkonusu filmin etkilerini gözardı etmek mümkün değil. Bir kere olaya Hıristiyan dünyasından baktığınızda, film başka ABD olmak üzere Avustralya'da gösterime girer girmez deyim yerindeyse büyük bir sansasyon meydana getirerek gündemi meşgul etti. Vatikan tarafından da izlenerek onay alan bu film, çok sayıda Hıristiyan tarafından seyredilerek hem ciddi bir hasılat elde etti, hem de duygusal tepkiler oluşturdu. Yahudiler ise filme karşı çok sert tepki göstererek, filmde kendilerinin tasvir edilme biçimini protesto ettiler. Hatta bazı sinema yöneticileri filmi gösterime soktuklarından dolayı Yahudi çevrelerce tehdit edildiler. Filmin İsrail'de gösterimi ise -bildiğim kadarıyla- yasaklandı. Pek tabii ki bu durum, son yıllarda oldukça düzelen Hıristiyanlarla Yahudiler arasındaki ilişkileri yeniden sarsabilir. Fakat benim esas dikkat çekmek istediğim husus şudur: Hıristiyan dünyada öteden beri özellikle ilmi platformlarda "Anti-Semitizm" kavramının gündemde tutulduğu bir vakıadır. Fakat II. Vatikan Konsili'yle birlikte, "Hz. İsa'nın Yahudilerce çarmıha gerilmesi" hadisesinin tarihi bir vakıa olarak o zamanı bağladığı, dolayısıyla hadisenin bugünkü Yahudilere mal edilerek bir Yahudi düşmanlığı ihdas edilemeyeceği karara bağlanmıştır. İslam dini de "Anti-Semitizm"e kesinlikle prim vermemiş ve bunu hiçbir zaman gündeminde tutmamıştır.


Orijinal adı "The Passion of the Christ" olan filmin basın-yayın organlarınca Türkçe'ye "İsa'nın Tutkusu" diye çevrilerek lanse edilmesi uygun mu? Başka bir ifadeyle "tutku" kelimesi "passion" kelimesini tam olarak karşılıyor mu?

Bana göre "Passion" kelimesiyle "tutku" kelimesi tam olarak örtüşmüyor. Dolayısıyla çeviride bir eksiklik söz konusu. Zira "passion" kavramı, "tutku" anlamında kullanılmakla birlikte, esas itibariyle Hıristiyan dinî terminolojisinde, "İsa'nın çektiği azaplar; İncil'de İsa'nın çektiği acıları anlatan bölüm" olarak geçer. Bu yüzden filmin adının Türkçe'ye "İsa'nın tutkusu" şeklinde değil, "İsa'nın çilesi" şeklinde çevrilmesi daha uygun olur kanaatindeyim.

Mell Gibson'ın yönettiği "Tutku" filmi Hristiyan dünyası ile Yahudilik arasındaki eski sorunları yeniden gündeme getirdi. Gösterime girmeden aylar önce tartışılmaya başlanan film, Hz.  
40ikindi KitaplığıTümü »

» Işık Yanar'ın İkinci Romanı Çıktı: "Şemsiye Tamircisi"
» Bir İhtilalciden Dinlediklerim - Müfid Ekdal / Nuri Altun
» Tarihin Büyük Yalanları-Richard Shenkman / Nuri Altun
» Bütüncül Psikoterapi Ne Kadar Gerekli Ve Ne Kadar Mümkün? / Ali Ayten
» Kısa 20. Yüzyıl Tarihi: 1914-1991 Aşırılıklar Çağı / Seda Yaşar
EkstraTümü »

» Uykusuzluk / Mehmet Uğurlu
» Bir Yılda Kaç Kitap Okuyoruz?
» Doğu'nun Meyvelerini Batı'nın Tepsisinden Sunmak / Ali Ayten
» Kitapçı / Mehmet Ulusel
» "Aşk Istırapsız Olmaz" / Nuri Altun
Bize GelenlerTümü »

» Kahraman Üzerine Dersler / Oğuz Karakaş
» Görsel Şiirin İlk Kitabı: Dada Korkut
» Makyaj Hatası / Yavuz Altınışık
» Oluş ve Bozuluş / İbn Sina
» Hiç / Merih Günay

Yorum yazabilmeniz için üye olmanız gerekiyor. Üye olmak için tıklayın.

(Üye iseniz sayfanın en üstünde sağ tarafta yer alan kısımdan giriş yapmalısınız.)


Henüz yorum yapılmamış.

Üye Girişi
Kullanıcı adı
Şifre
Beni hatırla
Şifremi unuttum!
Ücretsiz Üye Olun!
Son 10 Yorum
toplantı (10.12.2013 - 17:25)
tek söğüt (26.02.2013 - 01:08)
yok var, var var (26.02.2013 - 01:06)
Hoş bir yazı (17.08.2012 - 00:19)
beklerken (27.05.2012 - 21:07)
bir yorum (21.12.2011 - 20:20)
bir yorum (21.12.2011 - 20:13)
işte tam da böyle (18.11.2011 - 20:37)
Gitmek (18.11.2011 - 19:53)
ELİF LAM RA (28.10.2011 - 00:02)
Yorum için üye olun!