« Anasayfa | Künye | Arşiv 13 Ağustos 2020, Perşembe
Gündem: Kültür-
Sanat
Gündem: Hayat
40i Gündem Nöbetçi Köşe
40PENCERE
İki Nokta Üst Üste
Esma Ürkmez
Matbaadan Tanıtıma Koş!

Yeşilde Durmak
Hale Sert
Kanaviçe

Olay Yeri İnceleme
Zehir Hafiye Battal Küttab
Tezekten Terazi ya da Çok "hit" Alan Hep "tıklanan" Yazı Budur!

[ Kitap -> "Kitap"lı Sohbetler ]

Gezgin: Çağdaş Menkıbe

24.10.2004 - 21:27

Günümüz öykücülüğünün başarılı adlarından Sadık Yalsızuçanlar, ilk romanı Yakaza'dan sonra, Gezgin'le tekrar çıktı okur karşısına. Timaş Yayınları'ndan çıkan Gezgin, etki gücü ve alanı çağımıza ulaşan mağribli bilge İbn Arabi'nin sır dolu hayatını konu alıyor. Roman bir sufi romanı olmasına rağmen evrensel bir insan deneyimini öykülüyor. Öyküleri sinematografik nitelik taşıyan Yalsızuçanlar'ın ikinci romanı da film sekansları gibi epizotlardan oluşuyor. Hayatı olağanüstülüklerle bezenmiş olan Endülüslü bilgenin ancak geleneksel bir anlatıyla yansıtılabileceğini söyleyen Sadık Yalsızuçanlar "Gezgin"le çağdaş bir menkıbe üretiyor.

Niçin İbn Arabi, neden Gezgin?

İbn Arabi çünkü, anlatmaya değer bir öyküsü var. Biz, kendi hikayelerimizi anlatmaya değer buluyoruz ama, bizim öykümüzün, insanlara evrensel olarak bir bildiri sunması gerekir. Oysa, modern zamanlarda her kalemi eline alan, kendi hikayesini insanlık için ilginç bulduğuna inanıyor ve ciddi bir seçme yapmaksızın aktarıyor. Oysa, aktarılmaya değer yaşamın, öteki için derin bir anlamı, bir hikmeti olmalı. Bu anlamda İbn Arabi'nin yaşamı, hikmetin bizatihi kendisi olarak karşımıza çıkıyor. Benzeri ariflerin yaşamlarındaki deneyimleri de içeriyor. Gezgin ise, onun aynı zamanda bir seyyah oluşundan kinayedir. Gerçi, seyr-i süluku, insanın kendi ruhunda yaptığı gezi olarak niteliyor ama çeşitli ülkeleri, kentleri de dolaşmış, yaşamı gezilerde geçmiş biri.

Peki, modern insanı niçin ilgilendirsin sekiz yüz yıl önce yaşamış bir sufinin yaşamı?

Sorun tam da burada işte. Modern zamanlarda yitirdiğimiz irfanı bize, bunu tecrübe etmiş olan arifler sunabiliyor. İbn Arabi'nin dili, günümüz insanına da seslenebilme yeteneğine sahip.

Bu yüzyılın ariflerini atlamış olmuyor muyuz?

Ben, sözgelimi Bediüzzaman'la İbn Arabi arasında, temel öğretide herhangi bir fark göremiyorum. İkisi de aynı meclisten geliyor, aynı dilden konuşuyor ve aynı sözlüğü kullanıyor. Onları birbirine tercih etmemiz gereksiz ve yanlış olacaktır; zira, onlar dediğim gibi aynı nurani meclisin sakinleridir.

Gezgin için geleneksel bir anlatı diyorsunuz, bunu açar mısınız?

Tam olarak inisiyatik bir metin diyebilirim Gezgin için. Bu hikayeyi ben yıllar önce yazmayı düşlüyordum. Gecikmesinin en önemli nedeni, bu inisiyatik dili bulmaya çalışmamdı. Metni kısa bir sürede, süratli bir biçimde yazdım. Ama, bu dilin içimde oluşması için birkaç yıl beklemem gerekti. İbn Arabi, tümüyle geleneksel bir arif, bu inisiyatik kişiliği ve konuyu, ancak menakıb diliyle yazmanın doğru olacağına kanaat getirdim. Gezgin böyle doğdu.

Bu dilin, çağdaş roman dillerinden farkı nedir?

Biliyorsun, romanda, seksenli yılların ilk yarısında bir kırılma yaşandı. Bireysel perspektifin kırılmasına özellikle Latin Amerikan yazarları öncülük etti. Marquez vs gibi yazarlar, romanda, yirminci yüzyılın başlarından itibaren güçlenerek gelmiş olan bireysel perspektifi kırdılar. Böylece roman, geleneksel anlatı damarlarına yeniden uzandı. Yani daha anonim bir gönderme alanına doğru yürüdü. Gezgin, ne geleneksel Fransız romanına, ne yeni romana, ne de bu anonim dile herhangi bir atıfta bulunmuyor. Doğrudan bizim menakıp kitaplarımızın diline gönderme yapıyor. Yani oradan yola çıktı.

İbn Arabi'nin vakıaları Gezgin'in kurgusunda ana malzemeyi oluşturuyor, bunu niçin seçtiniz?

Bir arifin yaşamı -gerçi bu herkes için geçerlidir- onun manevi deneyimlerinin toplamından ibarettir. İbn Arabi'nin yaşamı da onun vizyonları ve bu olağanüstü hallerde ulaştığı aydınlanma anlarından oluşuyor. Kitaplarını bu aydınlanma anlarında İlahi bir armağan olarak almış. Onun yaşamının, bir bakıma vizyonlarının tarihi olduğunu farkettim. Metni, bu vakıalar üzerine kurdum.

Romanda zaman zaman ortalama okuru çok zora sokuyorsunuz, bu riski göze alarak yola çıktınız o halde?

Şeyh'in olağanüstü hallerinin herkese açık olabileceğini düşündüm. Sıradan okur bence çok sorunlu bir niteleme. Amacım, İbn Arabi'nin yaşamını doğru aktarabilmekti. Bunun dışında herhangi bir kaygı gütmedim.

Simyacı ve benzeri metinlerden hayli farklı Gezgin. Niçin biraz daha okura daha açık bir dil amaçlamadınız?

Dediğim gibi, amacım, bu büyük bilgenin hayatını gerçek yönleriyle ortaya koymaktı. Doğrusunu isterseniz okur çok da umurumda değildi. Yani sahih bir şey ortaya koyarsanız, bunun her kulağa açık bir yanı olacaktır. Ben, bugünkü sınırlar içerisinde 'bilgi' diye nitelenen şeyin, insanın hakikatle ilişkisinde bir engel olduğu düşüncesindeyim. Eğer bu bilgilerimizi ve idrak sınırlarımızı gözden geçirmeden yaklaşırsak İbn Arabi gibi ariflerden istifade edemeyiz. Hakikate hazır hale gelmek, insanın kişisel algısını silmeye başlamasıyla birlikte beliriyor.

Tezgahta şimdi neler var peki?

Yeni bir öykü kitabının hazırlığı içindeyim, bir de tabi uzun süredir çalıştığım Bediüzzaman romanı var.

(Ender Yılmaz, Yeni Şafak)

Günümüz öykücülüğünün başarılı adlarından Sadık Yalsızuçanlar, ilk romanı Yakaza'dan sonra, Gezgin'le tekrar çıktı okur karşısına. Timaş Yayınları'ndan çıkan Gezgin, etki gücü ve alanı çağımıza ulaşan mağribli bilge İbn Arabi'nin sır dolu hayatını konu alıyor.  
Halep&ArşınTümü »

» Hrant Dink Sonrası "Yitik Yürek" Tartışması
» "Atatürk ve Din" Tartışması
» "Tasavvuf Neşriyatı" Tartışması
» Paramparça Entelektüeller ve Fikirler: "İmparatorluğun Çöküş Döneminde Osmanlı Ermenileri" Başlıklı Ertelenen Konferans Sonrasında Türk Entelijansiyası
» "Bir Zamanlar Bir İsmet Özel Vardı..." Tartışması
Dergi SergeniTümü »

» Dergi Yazarının Tadı Başka
» Anlayış Dergisi Artık Tüm İçeriğiyle İnternette
» Karagöz 7 Çıktı
» Dergâh Dergisi Yine Dopdolu
» Türk Edebiyatından "Kaşgarlı Mahmud" Özel Sayısı
"Kitap"lı SohbetlerTümü »

» Bir Kütüphanenin Serencamı ve "Yazma"ların Açılan Bahtı...
» İsmail Kara: "Türkiye'de sosyal bilimciler ilkokul düzeyinde ilmihal bilgisine bile sahip değiller!" / Röportaj: Önder Deligöz
» İletişim Yayınları Editörü Ali Artun: "Sanat hayata tekrar kök salmalı" / Röp: Barış Yıldırım
» "Surre-i Humayun'la yaşanan güzelliği yeniden yaşamak mümkün" / Röportaj: Yüsra Mesude
» İsmail Bilgin: "Safiye Hüseyin'leri Yeterince Anlatamadık"

Yorum yazabilmeniz için üye olmanız gerekiyor. Üye olmak için tıklayın.

(Üye iseniz sayfanın en üstünde sağ tarafta yer alan kısımdan giriş yapmalısınız.)


Henüz yorum yapılmamış.

Üye Girişi
Kullanıcı adı
Şifre
Beni hatırla
Şifremi unuttum!
Ücretsiz Üye Olun!
Son 10 Yorum
toplantı (10.12.2013 - 17:25)
tek söğüt (26.02.2013 - 01:08)
yok var, var var (26.02.2013 - 01:06)
Hoş bir yazı (17.08.2012 - 00:19)
beklerken (27.05.2012 - 21:07)
bir yorum (21.12.2011 - 20:20)
bir yorum (21.12.2011 - 20:13)
işte tam da böyle (18.11.2011 - 20:37)
Gitmek (18.11.2011 - 19:53)
ELİF LAM RA (28.10.2011 - 00:02)
Yorum için üye olun!