« Anasayfa | Künye | Arşiv 18 Ağustos 2019, Pazar
Gündem: Kültür-
Sanat
Gündem: Hayat
40i Gündem Nöbetçi Köşe
40PENCERE
Yakın Plan
Ahmet Aksoy
Amerikan Kâbusu

İzlence
Mehmet Harmancı
"36": Kifayetsiz Muhterisin Resmidir

[ Sinema -> Haber-Veri-Yorum ]

Hidalgo Ya da "Masumiyetin Katli" / Yılmaz Yılmaz

01.12.2004 - 18:18

1.

"Masumiyetin Katli" ifadesini özellikle seçmemin ne gibi nedenleri olabilir?

Hidalgo, Joe Johnston'un filmi. Kısaca özetlemek gerekirse: Hidalgo, Mustang cinsi atımızın ismidir. Frank T. Hopkins ise dört yüzden fazla yarış kazanmış usta bir binici. Kızılderili bir anneden olmadır. Kızılderili halkından bazılarının ölümüne şahit olunca bunalıma girer. Bir yerlerde gösteri türü işlerde çalışmaya başlar. Ta ki Arap çöllerinde gerçekleşecek yarışı duyuncaya kadar. Ve gider katılır, zor da olsa kazanır (burada kazananın Frank olduğu konusunda şüpheli bir duruma düşmek, düşmemekten evladır. Kazanan her zamanki gibi tatmini gayrı mümkün Amerikan egosudur).

Edward Zwick, "The Last Samurai" ile Amerikan kültür, nezaket ve barışçıl çabasını bir yüzbaşı üzerinden pompaladı. Bir Amerikalı, Japonlara sevmeyi, dost kalmayı (lütfen dikkat; dost olmayı değil, dost kalmayı diyorum) rahatlıkla öğretebiliyor, bir gerçeği görüyor da nasıl olur ki Japon kodamanları bu gerçeği göremez ya da bu gerçeğe sırt çevirirler?

İşte bir Amerikan kadirşinaslığı (H. Yavuz'un ifadesiyle değerbilirliği) daha: Hidalgo.


2.

Yukarıda söylediğimiz gibi aslında yarışı Amerikanın doymak bilmeyen egosu kazanmıştır. Ama biz yazımızın bu bölümünde "Masumiyetin Katli" üzerinde duracağız.

Neden? Ya da hangi olaydan hareketle?

Filmin son sekanslarında Frank yarıştan kazandığı paralar ile biraz sonra acımasızca katledilecek olan Mustang cinsi atları kurtaracaktır. Burası zaten bir klişe... Neden hep son anda yetişilir? Hayatımızda bu, son anda bir şeylere dur diyebilme, varolduğu kadar yetişememe de söz konusu değil midir? Sanırım biraz o İngiliz radikalizmi de gerekli. Yani her film mutlu bitmeyebilir. Nitekim John Madden'in Loved Shakespeare'inde Paltrow'un Shakespeare ile mutlu sona yürümesini çok istememize rağmen bunu görememiştik.

Bir bakıma Joe Johnston bunu yapıyor: Jazira ile Frank'ı yan yana getirmeyerek; ancak babası bir Kızılderili kadını ile evlenen birinin bir Arap kızıyla evlenmesinde izleyici açısından ne beis olabilirdi? Yönetmen bunu düşünerek başka bir klişeye düşme endişesi ile böyle bir finali çekmemiş olabilir.

Konuya dönecek olursak...

Amerika'nın Kızılderilileri yok etmesi yetmiyormuş gibi (siz ne dersiniz bilemem; ama bu bal gibi bir soykırımdır) bir de genellikle vahşi doğada özgürce yaşayan bu İspanyol kırması Kızılderili atlarının soylarını tüketmeye çalışır. (Son dönem Amerikan sinemasının kendi tarihini yargılayan ya da sorgulayan filmler yaparken bunları açık yüreklilik göstererek sergilemesi takdire şayandır.)

Evet ben bu atlara masum diyorum, bilmiyorum yanılıyor muyum?

İncil'in çoğu kısmı Hz. İsa'nın hayatını anlatır. Doğumundan önce, doğumu, peygamberlik görevini alması ve dirilmesi...
Üç bilge kral Beytlehem'deki yıldızın Tanrının Oğlunun doğduğuna işaret olduğunu söylediğinde Yahudiye kralı Herot o gün doğan bütün çocukları katlettirmek için askerlerini görevlendirir. Ama Meryem ve Joseph'in önünde beliren bir yıldız onlara yol gösterir ve onlar da kaçarak kurtulur. Buna "Masumiyetin Katli" denir. İncil'de böyle anlatılır.

Hidalgo ve onun cinsi olan diğer atlar da kurtulur.

Film "Masumiyetin Katli"ni çok güzel kompoze ediyor.


3.

Joe Johnston ismini daha önce October Sky (Ekim Düşü) filmi ile duymuş idim. "Ekim Düşü" farklı ve sıra dışı bir Amerikan düşünün nasıl gerçekleştiğini Homer adlı karakteri üzerinden başarılı bir şekilde işlemişti. Film; bir şeyi bir kişi başarmışsa sen de başarabilirsin, mesajını veremeye çalışıyor ve kesinlikle bunu başarıyor. Bilinen hayata ya da sıradanlaşan pespayeleşen bazı şeylere itiraz etme hakkını kendinde gören kahramanlar üretmede üstüne yok Hollywood'un.

Yönetmenimiz keşke October Sky ile yakalamış olduğu başarılı yönetmen titrini bozmasaydı.

Hidalgo; başarmayı, başarılı olmamak için tek engelin insanın kendisi olabileceği iletisini klişelere düşerek vermeye çalışıyor ve bu da bir noktadan sonra filmin genel tahmin düzeyinde ilerlemesine, akmasına sebep oluyor.

Son olarak şunu söyleyebiliriz: Hidalgo gerçekleşen bir düş ya da kaybedilen masumiyetin tekrar kazanılması çabası. Bir dönemin Amerika'sını vermeye çalışması film için handikap olmaktan öte bir anlam taşımıyor maalesef. Çünkü kirlenen (ki bu bizzat yönetmen tarafından gerçekleştiriliyor) Amerikan onuru tekrar temize çıkıyor (ki bu da bizzat yönetmen tarafından gerçekleştiriliyor).

Çok fazla bir beklentiye girmeden izlenebilir.

1. "Masumiyetin Katli" ifadesini özellikle seçmemin ne gibi nedenleri olabilir?  
EkstraTümü »

» Küçük Arap'ın Fendi Önyargıları Yendi / Hale Sert
» Edebî Eserlerin "Filim Diline" Tercümesi / Erol Güney
» Sinema Sanatıyla İlgili Kitaplar
» Çürüyen Sinema / Susan Sontag (Çeviren: Ahmet Yurtkul)
Sine-sohbetTümü »

» Sadık Battal: "Bazı Yönetmenleri Akıl Hastanesine Kapatmalı" / Röportaj: Nuriye Akman
» Meslek Olarak Sinema-Kurgu - Kemalettin Osmanlı ile Röportaj
» "Delisin Dediler, Asıl Film Çekmesem Delirirdim..."
» Özhan Eren: "Komplekslerimizden Sıyrılabildiğimizde İyi Filmler Yapabiliriz"
» Abdullah Sidran: "Hayata Umutla Bakmak Zorlaşıyor"
İz BırakanlarTümü »

» Biraz Sakar Biraz Çirkin Fazlasıyla Komik Bir Fenomen: Kemal Sunal / Ahmet Aksoy
» Gerilime Bir Adım Daha Yakın Çekim: Brıan De Palma / Abdullah Ömer Yavuz
» Direnişçi Bir Makinistin Portresi / Zafer Işık
» Gerilime Bir Adım Daha Yakın Çekim: Brian De Palma / Abdullah Ömer Yavuz
» Sinema Literatürüne Spaghetti Western'i Kazandıran Adam: Sergio Leone / Ahmet Aksoy

Yorum yazabilmeniz için üye olmanız gerekiyor. Üye olmak için tıklayın.

(Üye iseniz sayfanın en üstünde sağ tarafta yer alan kısımdan giriş yapmalısınız.)


Henüz yorum yapılmamış.

Üye Girişi
Kullanıcı adı
Şifre
Beni hatırla
Şifremi unuttum!
Ücretsiz Üye Olun!
Son 10 Yorum
toplantı (10.12.2013 - 17:25)
tek söğüt (26.02.2013 - 01:08)
yok var, var var (26.02.2013 - 01:06)
Hoş bir yazı (17.08.2012 - 00:19)
beklerken (27.05.2012 - 21:07)
bir yorum (21.12.2011 - 20:20)
bir yorum (21.12.2011 - 20:13)
işte tam da böyle (18.11.2011 - 20:37)
Gitmek (18.11.2011 - 19:53)
ELİF LAM RA (28.10.2011 - 00:02)
Yorum için üye olun!