Anasayfa | Knye | Ariv 18 Eyll 2021, Cumartesi
Gndem: Kltr-
Sanat
Gndem: Hayat
40i Gndem Nbeti Ke
40PENCERE
Edeb Yahu
Nedret Kudret
Erdem Bayazt Ey!

Glgelik
Kksal Alver
Tek St

Dil Aac
brahim Demirci
Kaf Yutanlar

Kelimeler ve eyler
Abdullah Harmanc
Seni Ne htiyarlatt?

Mzrak ve lmihal
Ahmet Murat
mamn Hatrlan

Saksaan
Osman zbahe
Dnya Aklma Yatmyor

iir kmaz
Mehmet Solak
Kimi, Nereye Gtrr iir?

[ Edebiyat -> e-sohbet ]

Mustafa Kutlu: "Allah Varsa Trajedi Yoktur"

17.09.2005 - 00:46

Mustafa Kutlu Trk Hikayeciliinin zirvesi. Bu topran kendine zg servenini anlamaya ve hilesiz, duru bir dille anlatmaya alyor. 1947'de Erzincan'da dodu. Atatrk niversitesi Trk Dili ve Edebiyat Blm'n bitirdi (1968). Sanat hayatna stanbul'da kan Fikir ve Sanatta Hareket dergisinde yaymlad hikyelerle girdi (1968). 1990'dan beri ynettii Dergh dergisinde hikye ve denemeleri kyor. Trk Dili Edebiyat Ansiklopedisinin nc cildinden tibaren yaym ynetimini stlendi. 1986 ylndan itibaren Zaman gazetesinde ehir yazlar yaymlad; 1995'ten bu yana Yeni afak gazetesinin kltr ve spor sayfalarnda yazyor. Sinema ve televizyonla ilgileniyor; senaryolar yazyor, TV programlar hazrlyor. Koyu Fenerli.

Kutlu ile, hikyelerinden tandmz Saka Kuu'nun tleri eliinde, zevkli bir sohbet gerekletirdik. ehir, tasavvuf, toplumsal dnm, modernlik, gelenek, iktisat, yoksulluk, sosyal adalet gibi Mustafa Kutlu hikyesine rengini veren konular, syleinin de ana temalaryd. Aralarnda, Yoksulluk imizde (1981), Ya Tahamml Ya Sefer (1983), Bu Byledir (1987), Sr (1990), Beyhude mrm (2001) ve Tufandan nce(2003)'nin de bulunduu bir dzine hikye kitab olan Kutlu, Hzn ve Tesadf(1999)'ten beri her yl bir hikye kitab yaymlamaya okuru altrd. "Bu sefer her nedense paranoyak bir ekilde adn sakladm" dedii yeni kitabn ise bizden saklamad. "Ad ef. Fakat 'Chef eklinde yazlacak; Franszca yazlyla" diyor ve bununla ilgili ipularn syleinin iinde veriyor.

sterseniz yazarlk meselesinden balayalm. Yazarlk, nasl bir ey? Gnn birinde yazar olacam diye bir duygu mu geliyor, yoksa insan kendini yle yazarken mi buluyor?

Yazarlk ii bizim memlekete nereden intikal etmi; onu bilmiyorum. Ama yazarlar ve sanatlar herhalde dnyann dier taraflarnda da ayr bir muamele gryorlar. Hatta bunu biraz ileri gtrrsen, "yazardr, ne yapsa yeridir" yahut "sanatdr, ne yapsa yeridir"e kadar uzayabilir. Mesel dhi diyorlar, dier insanlardan ayryorlar. Ben bizim kltrmzde dhi kelimesine rastlamadm. Bir Mimar Sinan' ele alacak olursak, o da tpk kavukuba gibi, kazasker efendi gibi bir mimarbadr; meslek erbabdr. Kaynaklarda insanst bir yaratk gibi bahsedilmiyor; hakeza padiaha da dier insanlar gibi normal bir adam olarak baklyor. Ben bize ait olan deerlendirmenin sanatla zanaat ayrmayan bir dnceden neet ettii kanaatindeyim. Bana gre bir ressamla bir ta ustasnn, bir airle bir nakkan fark yoktur. Zanaatkarlar da birer sanatdr. Bu deha meselesi, atei alan Prometheus'tan geliyor olabilir.

lk, "yazdm" dediiniz eyi hatrlyor musunuz? "unu yazdm ve bu benim yazar olduuma dellet ediyor" dediiniz metin...

Lise yllarnda edebiyata ve sanata meylim vard. Szgelimi, o yllarda uzun sre resimle uratm. Sonra mal meselelerden dolay, bir de Erzurum yakn olduu iin, Erzurum Edebiyat Fakltesi'nde okudum ve oradaki tahsil hayatm srasnda Orhan Okay Hoca'nn talebesi oldum. 1966'da Hareket mecmuas kt. Hareket mecmuas benim fikir dnyama, hissiyatma denk den bir mecmuayd. Yani hem Mslman, hem sosyal adaleti. O zamanlar sosyalist bile olmutum. Zira adalet dncesi bende ok kkldr; nitekim kitaplarmn hepsinde vardr.

Hatta, Yoksulluk Kitabi adyla yazlarnz yaymland.

Evet, yoksulluk meselesinin de zerinde uzun boylu duruumun nedeni, bende ki isyan duygusudur; hakszla kar isyan bende hep vard, yazlarmda da var. Hareket dergisini de bana hukuku amca olum tantmt ve ok holanmtm. Orhan Hoca'nn masasnn stnde de grnce, biz ayn dergiyi okuyan hoca ve talebe olduk. Hocam bana "Senin de mi haberin var?" deyince, ben de "Evet hocam, ok houma gitti," diye mukabelede bulundum. "Bu dergiyi karan adam (Ezel Elverdi) biraz sonra buraya gelecek" dedi. Karlanca baktm ki tombul, kvrck sal tipik bir grn var; yani yle sava grnml biri deil. Erzurum Pastanesi'ne oturduk. Ben uzun uzun Hareket mecmuasn tenkit ettim. Mesela grsel olarak hi houma gitmiyordu. Beni dinledi. Sonra da "uradan balayalm; sen madem resim yapyorsun ve isteklisin, o hlde bize desen gnder," dedi. Dolaysyla Hareket dergisine yaz yazarak deil, desen yaparak girdim. Sonradan ilk hikyemi yazp Orhan Hoca'ya gtrdm; ismi "O" idi. Resimle bir yere varamayacam anlamtm; nk tarada, akademik eitimden gemeden, usta grme den, oban ressam filn olunabilir ancak. Belki de resimle ifade edemediim eyleri ifade etmek iin edebiyata bavurmuumdur; bu sorunuz iin bir cevap olabilir.

Sizi, yaz tarznz deil belki; ama konulan seiiniz bakmndan Behet Necatigil'e benzetiyorum. Kk yer, kasaba, orta insanlar ve bunlarn bulumas diyebileceimiz bir durumu yaratmaya alyorsunuz. Oysa stanbul'da aa yukar krk yllk bir gemiiniz var. Ancak hl Erzincan'da, Erzurum'da yaayan biri gibi yazabiliyorsunuz. Bunu nasl beceriyorsunuz?

Yaz hayatmda balangtan bugne takip ettiim esasl bir konu var: Trkiye'de toplumsal dnm. Bunun en nemli konu olduu kanaatindeyim; nk gerekten Trkiye 1950'den itibaren, yani arn, karasabann ortadan kalkndan itibaren, ok kkl deimelere sahne oldu. Halil inalck, "Osmanl toprak dzeni 1950'ye kadar devam etti," diyor. Ben de Trkiye'nin 1950'den itibaren ok deitiini gzlemliyorum. Srf siyas deiikliklerden deil; arn yerine kara lastiin, sabann yerine pulluun gelmesi gibi toplumsal ve kltrel deiikliklerden bahsediyorum. Bu gzlemi Trkiye'de insanln (yani topyekn geleneklerin, yaama biiminin, ehirlerin, dilin, terbiyenin) ne ynde deitiini (neleri kaybettiimizi, neleri muhafaza ettiimizi) anlamak, bir de Cemil Meri'in tabiriyle, "maziden istikbale bir kpr olmak" bakmndan nemsiyorum; nk bizim gemiimizle bugnmz arasnda maalesef byk bir kopukluk var. Bu toplumsal dnm meselesinin balangc iin bana bir nite, bir mekn, bir kltrel zemin, bir toplumsal birim gerekiyordu ve kanaatimce bu, Trkiye'de "kasaba" idi. Nitekim Sezai (Karako) Bey de bu duruma dikkat ekmi, bunu sonradan rendim. Kasaba, esnafyla, erafyla, insan ilikileriyle ehirlere nazaran daha az deitii -neredeyse hi deimedii- ve bu sayede geleneksel yapsn muhafaza ettii iin, bizi biz yapan kltrn ne olduunu ok daha iyi grebileceim ve bu ly tutturduktan sonra, bunun gemiten bugne ne kadar savunulduunu anlayacam iin kasabay hikyelerimde ne kardm. Kasaba benim iin byk bir lek, bir laboratuar oldu. Geen elli sene ierisinde kasabalar ortadan kalkt. Bir ksm azmanlaarak ehir olma iddiasnda bulundu. Suehri gibi yerler hl ehir olmay bekliyor. Siyas maksatla Osmaniye ehir oldu. Baz kasabalar da g vererek silinip, eski yapsn kaybetti. Gz nnde bulundurduum srete, insanmzn zelliklerini en iyi yakalayabileceim konu "kasaba" idi. Kendi teebbsm zenginletirmek iin, mesel yurt dna gitmeyi hi arzu etmem. Gitmek istediim; Tosya, Kula, demi, Sinop, Kastamonu, Ermenek gibi yerlerdir. Btn endiem, oralar, turistik hle gelmeden grmek. nk turistik hle gelmek demek, eski atmosferin yaanmad, turistlere hizmet iin paketlenmi program olmak demektir.

Yazlarnzda kasabann kaybolduunu, ama yerine ehrin de gelmediini gryoruz. Tasvir ettiiniz ehirler, bym kyler gibi. Dolaysyla ehirlerimiz bymedi, kylerimiz byd gibi bir hava var. Bunu biraz aar msnz?

Geenlerde "mza ve Marka" balkl bir yaz yazdm, stanbul'a mimarlar geldi; havadan, karadan, denizden dolatlar. Biri hayran kalm stanbul'a; yani sur iine. "Her ey olaanst" diyor. Hatta "ben Ayasofya'y semitim; ama hayr, Sultanahmet Camii daha iyi bir sembol," diyor. Sonra Kazleme, Gaziosmanpaa, irinevler, Sultanbeyli'yi gezmi ve dehete kaplm; "Yahu bunlar gerekten de Mimar Sinan'n torunlar m yapt?" demi. Ne kadar kendi kiiliimizden, kltrmzden, kimliimizden, birikimimizden uzaa dtmz gsteriyor bu. Birok televizyon programnda, bu ile uraan kiilerin (ki bunlar arasnda maalesef stanbul Bykehir Belediye Bakan da var) "stanbul'u nasl marka yaparz?" endiesiyle konumalar yaptn grdm. mza ahs bir eydir; kiilik, ahsiyet, biricik olu, ei benzeri bulunmay, temsil kabiliyeti gibi birok ey ifade eder ve taklit edilemez. Taklit edilmesi de sutur. Bir kii eserine imzasn atmsa, o eser bir tanedir. Bir tane olduu iin ok nemli, esiz bir eydir. Dolaysyla imza sahibi olmak, ok az ehre nasip olmu bir eydir. Uzak Dou'nun mabet tarzlar, Ortodokslarn soan kubbeleri, Katolik Gotik kiliseler, kadim medeniyetlerin ehirleri din kimliklerini siluetlerde gsterir. Oysa ki sekler medeniyetin, yani modern medeniyetin ehirlerinde bu yoktur. Yksek gkdelenler, yksek binalar, heykeller, bulvarlar vardr. Bunlarn grnmleriyle kadim ehirlerin siluetleri birbirinden farkldr; hemen ayrt edebilirsiniz.

Modern ehirler hep birbirine benziyor.

Evet, modernler hep birbirine benzer. Modern ehirler bu yzden fabrikasyondur. Bir marka da yledir. Fabrikasyon bir rn iin birok kii (tasarmclar, renkiler, vs.) alr. Bir marka, bir kiiden ziyade ortaklaa bir abann rndr; markalaldktan sonra da seri retime geilir. Siz "A" markasn giyersiniz, arkadanz da giyer, iki "A" giyen arasnda bir eitlik peyda olur. Bu szde eitlik, insanlar arasnda sanal bir memnuniyete yol aar.

Aslnda bir bakma buna tek tipleme diyebiliriz.

Hem tek tipleme, hem de bir markay ele geirmi olmann, dieri ile ayn seviyeye ulam olmann verdii aldatc rahatlama hissi, tketim toplumundaki tipik bir eilimdir. Dolaysyla marka yaplr, sunulur, moda olur, satlr; sonra tekrar yerini baka bir yere brakr. Bir mddet sonra biter. Ama imza hibir zaman kendini satmaz. O bir varlk meselesidir. Bizim ehirlerimiz eskiden imzalarn tayorlard. Mesela Erzurum evleri ve mahalleleri ile Ktahya evleri ve mahalleleri arasnda ok bariz farklar vard. Kiilik, gzellik farklar vard; iklimden, corafyadan, kltrden, malzemeden gelen eitlilikler vard. Turgut Cansever'in de tespit ettii gibi, Osmanl medeniyetinin ortak standartlarn kullanyorlard (pencere biimleri, kap lleri, kap biimleri, vs.); ama her blge kendi iinde zerk ve kendi kltryle, malzemesiyle, onu youran kendi kiiliini aksettiriyordu. Mesela 1960'larda ben Erzurum'daydm. Erzurum, hviyet sahibi bir ehirdi. Hakikaten girdiiniz zaman evleriyle, sokaklaryla, esnaflaryla, arlaryla bambaka bir ehirdi. imdi gitseniz, onlarn hibirini bulamazsnz. Btn ehirlerimiz kendine mahsus zellikler tayordu. Biz maalesef nasl stanbul'u barbarca ortadan kaldrdysak, o ehirlerde oturanlar da bunu yapt. Ancak baz adacklar var bizde. Mesela stanbul Boaz; toprakla doldurulmadktan sonra gzelliini kaybetmez. Baz ehirlerimizin de byle birka kesi kald sadece -ki onlar bulduumuz zaman nnde durup resim ektiriyoruz. Dier ksmlar konfeksiyon oldu. Bulvarlar, uyduruk parklar, iinde elleler, fskiyeler; benzin istasyonlar, showroomlar, sonra mmknse ehirde bir ya da iki gkdelen. Mesela Konya'nn ortasnda gkdelenin ne ii var?

u anda yedi tepeye misilleme olarak skdar-Kadky arasna yedi tane gkdelen dikilecei, dolaysyla ehrin siluetinin modernize edileceine dair rivayetler var.

Bir yazmda, "Asla byle bir ey yapmayn!" dedim ve Babakan'a sitemde bulundum. nk nc kprye, belediye bakanl dneminde iddetle karyd; bakyorum da imdi nc kpr taraftar oluvermi. Bu ok yanl bir ey. Dnyann akl yeten mimarlar "Bu gzelim stanbul ehrini rahat brakn!" diyorlar. "Yapacak ok iiniz var," diyorlar. Onu da unun iin sylyorlar: insanlarn grmesi lzm gelen o kadar ok tarih eser ve semt var ki! Hl byleyken, gkdeleni, unu bunu ne yapaym? atalca'da ticaret blgelerine motel mi, alveri merkezi mi yapacaksnz, imar m yapacaksnz, gidin yapn. Buraya neden yapyorsun kardeim? Buray rahat brakn! Burada medreseyi, emeyi onarn. nsanlar gelip onlar grmek istiyor, stanbul'un mimar yaps onarlmal; imar faaliyetinden kastm bu. Mesela surlarn doru drst restore edilmesi fevkalde bir gereklilik.

Hikyelerinizde, hep toplumsal dnmle bir paralellik grlyor. Yokua Akan Sular'da o dnemin konjonktrne uygun ii, sendika yelii ile ilgili neredeyse sosyalizme yakn bir izgi var. Ya Tahamml Ya Sefer'de yine, 1980 sonras slm kesimdeki zlmeye deiniyorsunuz. Daha sonra Sr var; yine gelenek, modernleme, ky, ehir, tasavvuf eksenindeki eylere eklenebilir o da. Genelde "imdi"yi ele alyorsunuz, o dnemi yazyorsunuz. ark hikyeciliinden faydalanan, ereve yky kullanan bir hikayeci olarak biliniyorsunuz. "imdi"yi srekli esas alrken gelenekten, tarihten etkilendiiniz hlde ortada tarih bir yk yok; bilkis srekli bir "imdi" var. Bu, bir kaygnn rn m?

Dorusu iyi bir tespit. Ben gemie de, arkama da ok fazla dnp bakmam; n taraf da fazla merak etmem. Benim iin nemli olan, u anda ne yaptmz. Bu belki mizacmdan, hem de benimsediim tasavvuf anlaytan ileri gelen bir ey. "Dem bu demdir, dem bu dem" ifadesi o anda ne yaptnla ilgili. Yani o anda aldn nefesin Hak'la birlikte olmas lzm. Bir nceki, gemi gitmitir. Bir sonraki, senin elinde deildir zaten. Yani o an ne yapacaksan yapacaksn demektir. Bir tasavvuf anlaytan neet ediyor bu. Zaten ilk hikyelerimde, Yokua Akan Sular, Ya Tahamml Ya Sefer, Yoksulluk imizde, Bu Byledir ve Sr adl be kitapta, belirttiiniz gibi ark hikyesini esas aldm. Yani bir ereve hikye ve iinde dier paralar. Bu da tasavvuf bir yap yani. ark'ta zaten sanat dili tasavvuf zerine kurulmutur. Sanatya sembolik bir dil lzmd ve bu da tasavvufun dili olabilirdi ancak. En tipii Mantku't-Tayr'dr. Otuz ku gidiyor Simurg'u aramaya. Kularn her birinin ayr ayr hikyesi var ve onlar bir erevenin iindeki hikyelerdir; fakat birbiriyle balantldr. Dolaysyla kesretten vahdete giden bir yapy iaret eder. Ben dorusu bu yapy gnmz insannn anlayaca, modern bir tarzda ilemeye altm. Bunun bir dili var; o dili yakalamaya, modern mazmunlar retmeye altm. Yazdklarm tasavvuf sembolizmini tar ve bu dili de gittike daha az syleyip ok ey ifade etmeye alan ark slbuna yaklatrmaya altm, ite o be kitap, tasavvuf dncesi zerine ykselir. Ama bu teorik bakmdan byledir. Pratikte ise gnmz meselelerini anlatr. Yine ben toplumsaldan topluyorum. Mesela Sr kitab, 1980 sonrasnda Trkiye'de tasavvufla, tarikatla, siyasetle hayli yakndan ilgilenen byk kalabalklarn yksdr. 1984'te bunlara dikkat etmiim ve bunun nereye doru yrdn zmeye almm. Uzun bir sre sonra, sylediklerimin gerekletiini gren arkadalar oldu.

Balangta ok tepki aldnz ama...

Evet, belki balangta ok tepki aldm; ama sonradan -bunu sylemek bana ac gelse de- "Senin btn sylediklerin bir bir kt," diyenlerin says hi de az deildi. Dolaysyla bataki bu be kitab anlamak biraz donanm ister. Ortalama okuyucu, onlar tam manasyla zemez; sade ce olaylar takip edebilir. Biraz tasavvuf bilmesi lzm. Uzun Hikye ile balayan ve Beyhude mrm, Mavi Ku, Tufandan nce ve Rzgrl Pazar ile devam eden sonraki be kitap ise, gelenein baka bir ynn esas alyor -ki o da halk kltr ve halk hikyeleridir. Halk kltr ve halk hikyelerini de ok nemsiyorum. nceki kitaplarmn divan edebiyat gibi yksek zmre iin olduunu kabul edersek, bunlarn da halk edebiyat iin olduunu kabul edebiliriz. nk bu kitaplar yediden yetmie herkes ok kolay okuyor. Bunlar bazlar roman kabul ediyor; ama ben bunun neden roman deil de, hikye olduunu her zaman aklayabilirim.

Mesela Uzun Hikye'ye "ksa roman" diyenler oldu.

Yok, onu anlatrm, o teknik bir ey. Burada da halk hikyesini yle bir hle getirdim: Aslen halk hikyesi denilen ey, anlatm esasldr; yazma esasl deildir. Anlatm esasl bir eyi, yaz esasl bir hle getirmek baya zor bir itir. yle bir yaz yazacaksnz ki, yazdnz yaz, sanki birisi anlatyormu da dinliyormusunuz gibi olacak. Yani bir kitap okuyormu gibi deil de, birinin anlattklarn dinliyormusunuz gibi olacak. Ondan sonra da keyifle okunacak. Son be kitap, halk edebiyatn yeniden ve gnmz artlarnda yeni bir dille, yeni bir kurulula, anlatm esasl metni yazma esasl metne evirerek yaplm hikyeler oldu ve ok kolay okundu. Ama onlar da sosyal meselelerdi.

Yeni bir tre getiinizin iaretlerini alyoruz. Diyelim ki, ilk be kitapta tasavvuf ve yksek kltr, divan kltr; dier be kitapta halk kltr. imdi bu kacak olan kitaplarda daha farkl bir damar olacak sanki; onu biraz aabilir misiniz?

Bu yl benim yaz hayatmdaki otuz altnc ylm. Geen zaman ierisinde bir Mustafa Kutlu hikyesinden bahsedilebilir. "Bu, onun yazd bir ey, evet onun yazd belli oluyor" denilmitir. Benim yazacam kitap da ne olursa olsun, hangi biimsel tavr ne karrsa karsn, -nk biimsel kayglar ben ok ne almam- "bunu Mustafa Kutlu yazm" diyecekler. Ama brlerindeki gibi bir kayg ile yazlm olmayacak. Bu kitaplarn isimlerini ben daha nceden hep tekrar ederdim. Bir kitab yazarken br proje hemen douyor. Mesela gelecek sene yazacam kitabn ad u olacak diyordum; kitab yazmadan nce. Ben kitabn adn ve giriini ok nemserim. Bu sefer her nedense paranoyak bir ekilde kitabn adn bugne kadar sakladm. Ama imdi itiraf edeyim. Yeni kitabn ismi ef. "Chef" eklinde yazlacak; Franszca yazlyla yani. Bu yazm tarzn tercih ediim de bizim memleketteki yabanc dil tutkusundan ileri geliyor. Bugn insanlar, ocuklar ngilizce bilsin diye daha anaokulunda ngilizce retmeye kalkyor yahut ngilizce bilmeyeni adam yerine koymuyorlar. Hikyede bir de bu dertten muzdarip bir kahraman var; "ngilizce bile bilmiyoruz, yahu adam myz biz!" diyen biri. Ayrca kitaptaki kahramanlarn biri de bir banka efi. Bir aile: Baba, anne ve oul. nn birbirleriyle kesien ve ayrlan hikyesi var. Kitap hikyeden oluuyor. Burada br kitaplarmdan farkl bir yap var. Yani balk var ve balkta metinleen bir yapy gsteriyor. Trkiye'de olup bitenler, beni, bunlar yazmaya zorluyor.

Bu kahramanlar gerekten somut olarak gryor musunuz, yoksa birka kiinin birleiminden bir kahraman m karyorsunuz? Yani "ef", tandnz bir kii mi?

Hayr, hibir kitabmda birebir adam yoktur. Uzun Hikaye'deki ocuu da ben zannetmilerdi. Otobiyografi olarak dnlyordu. Halbuki ben kendisini anlatan biri deilim. Grdklerimi, duyduklarm, gzlemlediklerimi, kendi yaadklarm, onlarn bende brakt izlenimlerin szgecinden geirerek harmanlyorum. Dolaysyla kitaplarn iinde bir para ben de varm elbette; ama asla barolde deilim. Ama saka kuu, kpe iei, trenler, vs. benden gelen eyler. Elbette ki bir hikayeci yaad toplumda duyuyor, gryor ve onlar okuduklaryla, kendi hisleriyle harmanlyor. Mesela Tufandan nce adl kitab yazmaktaki amacm, Trkiye'deki siyasetin parodisini yapmakt. Benim hi yakn olmadm bir hadisedir; siyaseti de, siyasetileri de sevmem. Ama renmem gereken eyler var. Kitab yazmadan nce il bakanlar, ile bakanlar, milletvekili arkadalarm, parti bakanlar, hatta bakanlarla grtm. Mesela bir kaymakam arkadamn bana ok byk faydas oldu. Kendisi Readiye kaymakamdr -ki ona mteekkirim. leye bir bakan geldii zaman nasl karlama yaplr, onu anlatt. Ben bunu bilmiyorum; ama bunu doru yazmam lzm. Bir bakana nasl brifing verilir? Karlama il snrlar iinde mi olacak; yoksa ilenin giri ksmnda m? Byle brokratik eyler var. Bunlarn hepsini rendim. Mesela urada Sarkam'la ilgili bir kitap var, onu okuyorum. Bundan sonra yazacam kitapta bana ok kk bir iki ey lzm Sarkam Harekt ile ilgili.

Bu hikye de "imdi"de geecek; ama yine tarihten beslenecek herhalde?

Bundan sonra yazacam, biraz daha metafizik bir kitap olacak. Grnte hi metafizik deil. Benim kitaplarmda zaten byle bir ey vard. Mesela hemen hemen tamamnda bir fanilik dncesi vardr; ama ok gz nnde deildir. Biraz dnnce anlalr. in esasn konuacak olursak; insanolu ruh ve bedenden oluuyor. Ruh hakknda bir ey bilmiyoruz. Fakat beden hakknda ok eitli rivayetler var. Ama nefs dediimiz bir ey var. Mesela bizde trajedinin olup olmad tartlmtr. Bence bizde trajedi yok. Allah varsa, trajedi olmaz zaten. Yani yalnzlk olmaz; umutsuzluk olmaz, Allah varsa. Trajedi, iki yksek duygunun, iki yksek deerin ayn anda ve kanlmaz olarak arpmasdr. Mesela vatan sevgisi ile ak kanlmaz olarak arpr. Ancak Allah'n karsna baka bir eyi koyamyorsunuz. Onunla denk bir duygu yok. Nasl bir ey olabilir bizde? Dram olabilir; o daha sonra melodrama dnr. O da insann nefsiyle, kendisiyle olan mcadelesidir. Bizim esas problemimiz odur.

Sr hikyesinde, eyh Efendi kyden ehre gelir ve "sr" zlmeye balar. Ticarileme, siyasilerle ilikiler derken, eyh, grd bir rya sonras sar, cppeyi koyup tekkeden kar ve "srrolur." Bir nev yeniden seyr suluk; ama ehirden ka ayn zamanda. Biz tasavvuf ile ehri meczedemedik mi? Tasavvuf az nce anlattnz ekildeki ehir iin bir umut olabilirdi de, biz bunu kardk m?

Tasavvuf, sanat konusunda da bize pek ok ufuklar aar; zaten baka bir yoldan da sanat yapmamz zordur. nk gelenekte de, mimariden musikiye kadar her ey tasavvufa dayanr. Baka bir dil yok. Tasavvuf, bugn iin elimizden karlm bir frsat mdr? Bizim din hayatmz kadar bir de iktisad hayatmz var. Din hayatmzn iktisad hayatmza galebe almas ve onu bir itin altnda tutmas lazm. Biz hl neyi, nasl yapacamz hususunda ok cz'i abalar sarf ediyoruz. Alveriini, dnn, caddeni, ehrini, sokan nasl yapacan tayin edersen, zaten dinin emrini de yerine getirmi olacaksn. Trkiye u anda bir aknlk hali, bir buhran geiriyor. Dolaysyla tasavvuf dncesi bize yryeceimiz yolda yeni kaplar aabilir. Mesela, sanatla uraanlar iin bilhassa (sanat, sanattan ibaret bir ey deil; tamamen ahlak bir eydir). Onun iin ben karlm bir frsat gibi grmyorum. Ama unu syleyebilirim: Vaktiyle gelenein iinden, eski kltrle hemhal olarak intisap etmi insanlar, byk hoca efendiler teker teker aramzdan ayrld. Onlarn yokluunu ben ok nemli gryorum. nk onlar baka bir dnyadan gelmi insanlard sanki. Baka trl insan ilikileri tatm, yaam kiilerdi. Sktmz anda onlara bir eyler soruyorduk.

Son olarak sinema konusuna girelim isterseniz; senaryo ilerine... Kaplar Amak, Kanal D'de yaynlanyordu. Birka blm sonra, aniden yayndan kalkt. Niin?

Kaplar Amak senaryosunun uzun bir gemii var; onu anlatmayaym. O senaryoyu film olarak yazmtm. Osman Snav, sanyorum Aile Aratrma Kurumu'na 1992'de bunu ekti. Film, piyasaya kmad; ama Antalya Altn Portakal Film Yarmas'nda nc oldu. Mehmet Aslantu da en iyi erkek oyuncu seildi. Osman'n sinemada ilk k o filmledir. Aradan zaman geti; bana, "Aabey, bunu dizi yapacam, ne dersin?" dedi. Osman her eyi ayarlad, profesyonel bir arkadat. Burada her eyi hazrlayp baka bir film ekmek iin Amerika'ya gitti. Diziyi, onun Mustafa evki Ylmaz adnda iyi bir asistan vard, o ekti; drt-be blm. Ama kt bir dizi oldu; ben de beenmedim. Osman, bunu duymu; apar topar geldi ve kanalla konuarak diziyi geri ekti. imdi kendisi ekiyor. Austos'ta inallah yeniden gsterime girecek.

ok zevkli bir sohbet oldu, teekkr ederim.

Ben de teekkr ederim.

Sylei: M. Mcahit Kkylmaz

Anlay, Austos 2005, Say: 27, Sayfa: 36-40

Mustafa Kutlu Trk Hikayeciliinin zirvesi. Bu topran kendine zg servenini anlamaya ve hilesiz, duru bir dille anlatmaya alyor.  
Tekrar YaynTm

Simetrim Kalkyor Breh / Vural Kaya
Edebiyat dllerinin Gnah ve Sevab / Refik Durba
Yzdeki Trnak zleri ve Pamuk Terr / Kaan Arslanolu
Szleme-II / Seyhan Arslan
Meczubun Kefaret Bandolar / Vural Kaya
EkstraTm

Kaypak Yorgunluk / Mehmet Uurlu
Ne Mrid sterim Ne De Mrid ( Kitap, Figr: Mevlana, ems ve Kimya Hatun) / Mevlt Uyank
Otuz ki Ksm Tekmili Birden lhan Berk / Sddk Akbayr
"Renga" zerine / Nurullah Turan
Tolstoy'un lme Yolculuu / Ferhat Uludere
KrkpreTm

Su Bende / Deniz Ik
Sesinden mek Senin / nci Okumu
Gittin / Ramazan zer
Akasya Aac / Atilla Akn
Son / Senem Gezerolu

Yorum yazabilmeniz iin ye olmanz gerekiyor. ye olmak iin tklayn.

(ye iseniz sayfann en stnde sa tarafta yer alan ksmdan giri yapmalsnz.)


Toplam 1 yorum yaplm. Yorumlarn tamamn grntlyorsunuz.

.

mustafa kutlu gerekten deerli bir yazar

elif_yazmak (01.02.2008 - 21:54)

ye Girii
Kullanc ad
ifre
Beni hatrla
ifremi unuttum!
cretsiz ye Olun!
Son 10 Yorum
toplant (10.12.2013 - 17:25)
tek st (26.02.2013 - 01:08)
yok var, var var (26.02.2013 - 01:06)
Ho bir yaz (17.08.2012 - 00:19)
beklerken (27.05.2012 - 21:07)
bir yorum (21.12.2011 - 20:20)
bir yorum (21.12.2011 - 20:13)
ite tam da byle (18.11.2011 - 20:37)
Gitmek (18.11.2011 - 19:53)
ELF LAM RA (28.10.2011 - 00:02)
Yorum iin ye olun!