adem baba ile havva ana cennetten getirdikleri öyküleri anlatarak büyüttüler çocuklarını. sonra çocuklar büyüyüp sayıları çoğaldıkça, çoğaldı öyküler de. gün gelip de insanlar kabilelerle ifade edilecek kadar artınca öyküler de anlatılamayacak kadar çoğalmıştı. bu kez her topluluğa bir öykücü atandı. nasıl ki her topluluğa bir uyarıcı atanmışsa. onlar derip devşirdiler insanlığın öyküsünü, onlar bulup çıkardılar anlatılacakları. kime, ne uygun düşer, onlar bilirlerdi. o zamanlar öyle her önüne gelen öykü anlatamazdı. elbette o zamanlarda da herkesin bir öyküsü vardı amma herkes öykü anlatmazdı. öykücü anlatır, ötekiler zevkle, neşeyle, tutkuyla, korkuyla, özlemle, ürpertiyle, bekleyişle, merakla, ilgiyle dinlerlerdi onu.
işte o günlerin öyküleri birbirinden oldukça farklı konular içerseler de bir tek konuyu mutlaka işler, ortak barındırırlardı içeriklerinde. birbirlerinden habersiz öykücüler bu ortak konuya öykülerinde değinmeden geçmezlerdi. homeros'un, hesiodos'un, dede korkut'un, hakavâtilerin, marzuban'ın, beydeba'nın anlattıklarında,
"bir gün gelecek", denirdi, "ademoğlu dengeyi yitirecek. karayla ak, karanlıkla aydınlık karışacak. mesafe kaybolacak. söz dağılacak. işte o gün çoğu insan kendi öyküsünü anlatmaya kalkışacak. 'her insanın kendi öyküsünü yaşadığı gibi her öykünün de kendi insanını aradığı gerçeği' unutulacak. anlatan çoğalacak dinleyen neredeyse hiç kalmayacak. hangi öykünün kime uygun düşeceğini düşünecek öykücüler kalmayıp da her insan kendine ait olmayan öykülere bile sahip olmaya kalkışınca ortalık karışacak, meydan ortaya çıkacak. o güne erenler, bütün öykülerde, bizim öykülerimizde bile bu bölümlerin artık olmadığını görünce o günün geldiğini anlamalılar. eğer akılları varsa yalan öykülerden de sahte öykücülerden de uzak durmalılar."
2. {öykü}
HIZIR BULUNDU
Bastığın yer yeşeriyor. Hızır sensin.
3. {öykü}
İLİM BİR NOKTA
·
Not: Bu öyküler, Hece Dergisinin 72. sayısında yayımlanmıştı. Tashihleri doğrultmak üzere yeniden neşrediyoruz.
1. {öykü} OKURUNU ARAYAN ÖYKÜLER adem baba ile havva ana cennetten getirdikleri öyküleri anlatarak büyüttüler çocuklarını.