« Anasayfa | Künye | Arşiv 4 Aralık 2022, Pazar
Gündem: Kültür-
Sanat
Gündem: Hayat
40i Gündem Nöbetçi Köşe
40PENCERE
Kulak Arkası
Nurullah Turan
Birkaç "Bir"

Bolâhenk
Ahmet Çalışır
Mevlevî Âyini: Türk mûsikîsinde bir form

[ Müzik -> Müzikal Sohbetler ]

Karl Signell: "Müziğinizi Önyargılara Kurban Etmeyin"

13.03.2008 - 20:44

Klasik Türk müziği ya da Türk sanat müziğiyle yakından ilgilenenler, Karl Signell ismini mutlaka duymuştur. 60'lı yıllarda ülkemize gelen ve Türk müziğine âşık olan etnomüzikolog Signell, bu müziğin dünyaya tanıtılmasında birçok Türk müzisyenden daha fazla gayret sarf etti. 1977'de yayınladığı 'Makam' adlı kitap, alanında önemli bir kaynak. Yayınlanmasından ancak 30 yıl sonra dilimize çevrilebilen Makam, dünyanın birçok ülkesinde büyük ilgi görüyor. Karl Signell, geçtiğimiz günlerde İTÜ Türk Musikisi Devlet Konservatuvarı'nın 33. kuruluş yıldönümü etkinlikleri çerçevesinde İstanbul'a geldi. 'Türk Müziğinde Uygulama-Kuram Sorunları ve Çözümleri' başlıklı uluslararası kongreye katılan Signell, önceki gün de Pan Yayıncılık'ta bir söyleşi yaptı. Klasik Türk müziğinin ömrünü tamamladığını düşünenlerle aynı fikirde değil Signell. Son dönemde yetişen genç icracılar onu hayli ümitlendirmiş. Yurtdışında pek çok kimsenin Türk müziğiyle ilgilendiğini söyleyen Signell, önyargılı yaklaşımlardan şikâyet ediyor. Tanburî Necdet Yaşar, merhum neyzen Aka Gündüz Kutbay, neyzen Niyazi Sayın, İhsan Özgen ve merhum Hafız Kâni Karaca gibi müzisyenleri çok beğendiğini söyleyen Signell, Maryland Üniversitesi'nde kurduğu Türk Müziği Merkezi'nde çalışmalarını sürdürüyor.

Türk müziği ile nasıl tanıştınız?

1965 yılında Türkiye'ye geldim. Amerikan Kız Koleji'nde öğretmen olarak çalışıyordum. İkinci yıldan itibaren Türk müziğine ilgi duymaya başladım. Bu müziği kendi kendime öğrendim diyebilirim. İstanbul Radyosu'nda birçok önemli usta ile tanıştım. Müziğinizi dinleyerek öğrendim, okuyarak değil. Zira göz müzikten anlamaz. Türk müziği ile ilgilenmek benim için büyük bir cüretti. Kendimi hâlâ bu işin öğrencisi olarak görüyorum.

Sadece ilgilenmekle kalmayıp önemli araştırmalar da yaptınız. Sizi buna yönelten neydi?

Yurtdışında Türk müziği konusunda çok fazla çalışma yoktu. Bu alandaki boşluğu doldurmak isteğiyle çalışmaya başladım. İlk önce mehter müziği ile ilgili araştırmalar yaptım. Bu araştırmam İngiltere'de yayınlandı. Doktora çalışmamı Türk müziği üzerine yapmaya karar verdim. Tezimi hazırlamak için yeniden Türkiye'ye geldim. Bir yandan da ney öğreniyordum. Bu çalışmam, birçok kişinin Türk müziğine ilgi duymasını sağladı. Ayrıca Necdet Yaşar gibi büyük ustaları Amerika'ya davet ettim.

Yurtdışında Türk müziğine olan ilgiyi nasıl değerlendiriyorsunuz?

Yurtdışında müzikle uğraşan çoğu kimse Türk müziği ile kesinlikle ilgileniyor. Amatörler, profesyoneller, üniversite öğrencileri ve hocalar bu müzikle ilgileniyor. Ama hepsinin ortak derdi, kaynak bulamamak. Hazırladığım kitap, ilgiyle karşılandı. Dünyada Türk müziğine olan ilgiyi bir nebze artırdı.

Türk müziğine karşı önyargılı davranıldığını düşünüyor musunuz?

Türk müziğinin bir dönem yasaklandığını biliyoruz. Osmanlı müziği, ideolojik sebeplerle kesintiye uğradı. Bu müziği asla Osmanlı kalıntısı olarak görmemek gerekir; ancak önyargısız ve açık kulaklarla dinlerseniz dünyasına girebilirsiniz. Klasik Türk musikisinin ruhu, dostlar meclisinde yapılan özel bir icra sırasında keşfedilir. Bu musikinin gerektirdiği ifade inceliği, makam ve perde nüansı böyle bir atmosferde serbestçe ortaya çıkar. Ben, en çok o zaman zevk alıyorum bu müzikten.

Türk müziği konusunda yeni çalışmalar yapıyor musunuz? Bir zamanlar icra yönüyle ilgilendiğinizi söylediniz. Peki hâlâ ney üflüyor musunuz?

Şu an Türk müziğinde zamanlama konusunda bir çalışma yapıyorum. Yakın tarihte bir kitap yayınlamayı düşünüyorum. Ney üflemeyi merhum neyzen Aka Gündüz Kutbay'dan öğrendim. Fakat artık üflemiyorum. Yaşlandığım için biraz zor oluyor. Çok değerli bir usta bana, bir şah ney hediye etmişti. Üflemeyi bırakınca onu Mesnevi'de belirtildiği üzere vatanına, Türkiye'ye getirdim ve buraya bıraktım. Artık hasreti bitti.

'Genç müzisyenler, umut veriyor'

"1972'de ünlü bir müzisyen arkadaşım bana, 'On sene sonra klasik Türk müziği diye bir şey kalmayacak.' demişti. Aradan 35 yıl geçti, Türk musikisi hâlâ yaşıyor. Çok kaliteli ve genç icracılar yetişiyor. Bu gençler, bu müziğin yaşayacağının en büyük işareti. Tabii bu müziğe sahip çıkacak müzikseverler de önemli. Geçtiğimiz pazar günü CRR'de bir konser izledim; Murat Salim Tokaç yönetimindeki topluluğu... Müzisyenler çok iyiydi, seyirciler de. Salon doluydu. Bu görüntü bize bir şey anlatmalı."

(Zaman)

Türk müziğinin dünyaya tanıtılmasında büyük emekleri olan ünlü etnomüzikolog Karl Signell, Türkiye'deydi. Klasik Türk müziğinin ömrünü tamamladığını iddia edenlerin aksine, Signell geleceğe ümitle bakıyor.  
EkstraTümü »

» Cohen Nihayet Geliyor / Sadık Yalsızuçanlar
» 'Tom Amca Cazı' Tutmadı, Siyah Müzik Köklerine Dönüyor / Halil Turhanlı
» Neriman Hanım'ın Ölümü / Gökhan Özcan
» Zaman, Mekân ve Müzik / Rengin Soysal
» Ey Vefasız Yolcu! / Gökhan Özcan
PortreTümü »

» Hiç Yaşlanmayacak Efsane: Michael Jackson / Nazlı Erdol
» Bir Mitoloji, Bir Ses: Şivan Perwer / Bejan Matur
» Kopuz'dan Perdesiz'e Özgürlük Arayışı: Erkan Oğur / Selçuk Küpçük
» Anouar Brahem ve Müzikal Keşifler / Ömer Osmanoğlu
» Zaman Makinesiyle Gelen Adam: Mustafa Özkent / Murat Beşer

Yorum yazabilmeniz için üye olmanız gerekiyor. Üye olmak için tıklayın.

(Üye iseniz sayfanın en üstünde sağ tarafta yer alan kısımdan giriş yapmalısınız.)


Henüz yorum yapılmamış.

Üye Girişi
Kullanıcı adı
Şifre
Beni hatırla
Şifremi unuttum!
Ücretsiz Üye Olun!
Son 10 Yorum
toplantı (10.12.2013 - 17:25)
tek söğüt (26.02.2013 - 01:08)
yok var, var var (26.02.2013 - 01:06)
Hoş bir yazı (17.08.2012 - 00:19)
beklerken (27.05.2012 - 21:07)
bir yorum (21.12.2011 - 20:20)
bir yorum (21.12.2011 - 20:13)
işte tam da böyle (18.11.2011 - 20:37)
Gitmek (18.11.2011 - 19:53)
ELİF LAM RA (28.10.2011 - 00:02)
Yorum için üye olun!