« Anasayfa | Künye | Arşiv 16 Ekim 2018, Salı
Gündem: Kültür-
Sanat
Gündem: Hayat
40i Gündem Nöbetçi Köşe
40PENCERE
Kulak Arkası
Nurullah Turan
Birkaç "Bir"

Bolâhenk
Ahmet Çalışır
Mevlevî Âyini: Türk mûsikîsinde bir form

[ Müzik -> Bir Enstrüman ]

Sazende ve Sazı: Perküsyon

Muhammet Çiftçi

18.04.2008 - 21:38

Bu ay, Suat Orhan[*] ile perküsyon ve ritim üzerine konuştuk. Orhan bize ritmin müzikal önemini, vurmalı çalgıların tarihsel serüvenini ve bugünkü durumunu anlattı. Bu hoş sohbeti istifadenize sunuyoruz. İyi okumalar...

Ritim ve perküsyon sözcüklerini tanımlayarak başlayalım isterseniz. Ritim, eski Yunanca'da 'akış' anlamına gelmektedir. Modern müzikte ritim yapıları, genellikle perküsyon aletleriyle icra edilir. Modern müzik aletlerinin karmaşık yapılarına karşın, perküsyon aletleri halen basit formlarını korurlar. Üzerine elle veya başka bir cisimle vurularak, çalkalayarak, sürtülerek veya ovularak ses elde edilen her obje vurmalı çalgıdır. Perküsyon sözcüğü Latince'deki 'percussio' ve 'percussus' terimlerinden gelir. Percussio 'müzikal anlamda dövmek ve çarpmak' anlamına gelirken; percussus, 'vurmak' demektir. Günümüzde perküsyon kelimesi müzik dışındaki alanlarda da 'iki birimin birbirine çarparak ses üretmesi' anlamında kullanılmaktadır.

Öte yandan vurmalı çalgıların tarihi, oldukça ilginç tartışmalara sahne olmuştur. Özellikle antropologlar ve tarihçilerin taraf oldukları bu tartışmalarda vurmalıların, tarihin ilk müzik aletleri olabileceği vurgulanmaktadır. Genel bir kronoloji oluşturulmak istenirse, insan sesinin ilk müzik enstrümanı olarak algılanması, perküsyon aletlerinin de bir sonraki basamak olarak anılması uygun olacaktır sanırım. Müziğin evrimi içerisinde insan sesinden sonraki basamak olarak yer alan perküsyon; ilk örneklerini eller, ayaklar, sopalar, tahtalar ve taşlarla çıkarılan sesler olarak vermiştir. Tarımın gelişmesiyle birlikte yeni teknikler kullanmayı başaran insanlar, zamanla aynı enstrümandan farklı tonlar verebilen perküsyon aletleri üretmeyi başarmışlardır. Vurmalı çalgılar genel olarak bir müzik parçasında ritmi belirler. Fakat vurmalı çalgılar aynı zamanda melodiyi de icra edebilirler. Vurmalı çalgılar orkestra içinde vazgeçilmez bir role sahiptir.

Her tür müzikte perküsyon aletlerinin kullanıldığını söylemek mümkün. Aklıma gelmişken örneğin, caz müzikte vurmalı çalgıların rolü çok önemlidir. Cazın alt dallarından birçoğu vurmalı çalgıların farklı ritimlerine göre adlandırılır. Popüler müzikte de vurmalı çalgıların önemi artarak devam etmiştir. Tüm bir hip-hop fenomeni vurmalı çalgılar üzerine kurulmuştur. Rock müzik icra eden gruplarda davul setleri sahnenin ortasında bulunur. Vurmalı çalgıların ürettiği seslerin çekiciliği ve vazgeçilmezliği, insanlık tarihinin insan sesinden sonra en eskisi olan, bu müzik enstrümanlarını halen popüler kılıyor. Darbuka, tunga, tom-tom, yer davulu, timpani, bongo, konga, bendir, zarbık, çember akla ilk gelen perküsyon aletlerinden. Bunlarla sınırlı değil tabi ki; zira sayısız çalgı aleti var tarihten günümüze kullanılagelen.

Biraz da ritim üzerinde konuşacak olursak ritim bir yaşam biçimidir bence. Dünyanın dairesel hareketinden tutun da günlük hayatta gördüklerimiz, her bir şeyin ritminin olduğu gerçeğini çıkarır karşımıza. Örneğin araçlarda belli bir devirin olduğunu bilmekteyiz. Misaller çoğaltılabilir tabi. Ritmin orkestrada vazgeçilmez bir role sahip olduğunu dile getirmiştik az önce. Çünkü müzik, ritim ile beraber yürür. Ritmi bir müzikten çıkardığınız zaman heyecanın yok olduğunu görürsünüz. Ritimci hariç diğer tüm sazendeler ritimcinin yolunu izlerler, rotayı perküsyoncu belirler diyebiliriz. En ufak bir dalgınlığa gelmeyen bir görevdir bunun için. Devamlı pür dikkat gerektirir. Besteler de zaten ritim üzerine kurulur. Melodiler ritme göre belirlenir. Yani ilk önce melodi belirlenip daha sonra onun üzerine ritim yapılmaz. Bu bağlamda müziğin temelinin ritim olduğunu düşünüyorum.

Şayet bir kişi ritimde başarılı olmak istiyorsa, bu kişinin metronoma çok iyi sahip olması gerekir. Eserin ilk dakikasındaki zaman aralığı ile eserin sonundaki zaman aralığı, aynı olmalı. Bu düzen olabildiğince şaşmamalı. Tabi bu da yoğun çalışma ve belli bir zamandan sonra kazanılacak bir şey. "Düm- tek dünyası"nın oldukça geniş olması da işin cabası.

Öte taraftan vurmalı çalgıların tarza göre değişkenlik arz ettiğini söylemiştik. Şu an tasavvuf musikisi üzerinde icralarımı gerçekleştirdiğim için bendir, daire, kudüm ve yer yer de tef çalıyorum. Özel çalışmalarda ise en fazla darbuka çalıyorum. Profesyonel olarak da bazı albüm çalışmaların oluşmasında yer aldım. Ayrıca"Tekke Sufi Ritim" adlı bir albümüm var 2003 yılına ait. Bireysel çalışma olarak da yeni albüm için hazırlıklar yapmaktayım. Bazı albümlerde ve kendi albümümde yönetmenlik görevini de üstlendim. Emek isteyen uğraşlar bunlar. Örneğin albümümün hazırlığı için bir buçuk senemi verdim. İfadeye dökülmeyen, sadece hissettiğim şeyler var. Mesela ritmin kendim için ancak bir saat çaldıktan sonra başladığını söyleyebilirim.

Sazendenin saza olan vefasının ehemmiyetini söylememe gerek dahi yok. Özellikle ritimde bunun önemi çok daha büyüktür. Öyle bir şey ki, bir gün ara verdiğiniz zaman üç gün geri gidersiniz. Üç günü toparlamak için de dört gün çalışmanız gerekebilir. O denli titizlik isteyen bir uğraş. Bu emeği hakkıyla veren çok mühim perküsyonistler var, Ahmed Mısırlı mesela. Türkiye'de ritim çok ciddi atağa kalktı son yıllarda. Cengiz Ercümer gibi bir üstad yetiştirdi ülkemiz. Beğenerek takip ettiğim bir kişidir. Ritme gönül vermiş bu insanlar.

Son olarak tavsiye niteliğinde şunu söylemek istiyorum. Müziğe hevesli arkadaşlar gerçek müzisyenliğin ilk ve en önemli şartının insanları sevmek olduğunu bilmeli. Şayet bu alanda ilerlemeyi arzu ediyorlarsa, bu husus hakikaten çok önemli.

______________________________

[*] Kültür ve Turizm Bakanlığı Tasavvuf Korosu'nda dört seneden bu yana icralarını sürdürmekte. Bireysel albüm çalışmaları da devam ediyor.

Bu ay, Suat Orhan ile perküsyon ve ritim üzerine konuştuk. Orhan bize ritmin müzikal önemini, vurmalı çalgıların tarihsel serüvenini ve bugünkü durumunu anlattı.  
YAZININ GÖRSELİ:
PortreTümü »

» Hiç Yaşlanmayacak Efsane: Michael Jackson / Nazlı Erdol
» Bir Mitoloji, Bir Ses: Şivan Perwer / Bejan Matur
» Kopuz'dan Perdesiz'e Özgürlük Arayışı: Erkan Oğur / Selçuk Küpçük
» Anouar Brahem ve Müzikal Keşifler / Ömer Osmanoğlu
» Zaman Makinesiyle Gelen Adam: Mustafa Özkent / Murat Beşer
Bir EnstrümanTümü »

» Sazende ve Sazı: Kemençe / Muhammet Çiftçi
» Sazende ve Sazı: Ud / Muhammet Çiftçi
» Sazende ve Sazı: Perküsyon / Muhammet Çiftçi
» Sazende ve Sazı: Çello / Muhammet Çiftçi
» Dinle Ney'den / Timuçin Çevikoğlu
Müzik KitaplığıTümü »

» Farrachi'nin Kaleminden Bach'ın Sonsuz Öfkesi / Pakize Barışta
» Müziğin Binlerce Yıllık Yolculuğu / Arzu Haksun Güvenilir
» Nick Cave'le Birlikte Müziğe ve Kitaba Devam / Nazlı Erdol
» Indie Müzik Ansiklopedisi Türkiye'de
» Müziğe, Aşka, İnsan Ruhuna Dair / Celal Fedai

Yorum yazabilmeniz için üye olmanız gerekiyor. Üye olmak için tıklayın.

(Üye iseniz sayfanın en üstünde sağ tarafta yer alan kısımdan giriş yapmalısınız.)


Henüz yorum yapılmamış.

Üye Girişi
Kullanıcı adı
Şifre
Beni hatırla
Şifremi unuttum!
Ücretsiz Üye Olun!
Son 10 Yorum
toplantı (10.12.2013 - 17:25)
tek söğüt (26.02.2013 - 01:08)
yok var, var var (26.02.2013 - 01:06)
Hoş bir yazı (17.08.2012 - 00:19)
beklerken (27.05.2012 - 21:07)
bir yorum (21.12.2011 - 20:20)
bir yorum (21.12.2011 - 20:13)
işte tam da böyle (18.11.2011 - 20:37)
Gitmek (18.11.2011 - 19:53)
ELİF LAM RA (28.10.2011 - 00:02)
Yorum için üye olun!