« Anasayfa | Künye | Arşiv 12 Mart 2026, Perşembe
Gündem: Kültür-
Sanat
Gündem: Hayat
40i Gündem Nöbetçi Köşe
40PENCERE
Edeb Yahu
Nedret Kudret
Erdem Bayazıt Ey!

Gölgelik
Köksal Alver
Tek Söğüt

Dil Ağacı
İbrahim Demirci
Kafı Yutanlar

Kelimeler ve Şeyler
Abdullah Harmancı
Seni Ne İhtiyarlattı?

Mızrak ve İlmihal
Ahmet Murat
İmamın Hatırlanışı

Saksağan
Osman Özbahçe
Dünya Aklıma Yatmıyor

Şiir Çıkmazı
Mehmet Solak
Kimi, Nereye Götürür Şiir?

[ Edebiyat -> Metinler ]

Kitaplar / Cem Ergener

01.04.2000 - 16:00

5.

Doksan dokuzdu. Kayseri'ydi. Yağmurdu. Askerdim. Adını unuttuğum o kitapçıda. "Ankebut"u görmüştüm. "Bizden biri daha" demiştim. "Kitaplılar arasına kavuştu." Kendi kitabım için sabırsızlanmıştım. Dişlerimi sıkarak karıştırmıştım sayfaları. Akşam olsun. Eve döneyim. Yatağıma yarım oturayım. Battaniyeme sarılıp sayfalarda kaybolayım. Akşam oldu. Eve döndüm. Yatağıma yarım oturup battaniyeme sarıldım. Doksan dokuzdu. Duvarları çatlak bir evin altı üstü beton odalarında. Yalnız başıma. Kemik gibidir batar. Yalnızlığımla. Sivas'ın lokantalarla dolu büyük bir kasabasında. Kayseri'ye komşu kasabasında. "Ankebut"un sayfaları arasında.


4.

Doksan beşti. "Son Büyülü Günler"di. Beyaz'dı. Mart'tı. Konya sokakları bahara hazırlanırdı. "Üniversite talebesi"ydim. 21 yaşındaydım. Dünyanın kalemime teslim olacağından emindim. Dergah'ta ilk hikâyem yayınlanalı iki ay olmuştu. Uçarıydım. Umursamazdım. Ukala. Küstah. Emin. Tahammülsüz. Bütün 21'likler gibi çekilmez, çekilemez... Yazarlığımın belgelendiğinden kuşkum kalmamıştı (!) Arkadaşlarımdı. Bekâr odalarıydı. Elimdeki "Son Büyülü Günler"i görüp fikrimi soruyorlardı. "Uzun Cümle" diyordum. "Su Değirmeninin Şarkısı"... Zafer Caddesi'ndeydik. Kaldırımlardan birine oturmuştuk. Kısa Monte Carlo içiyorduk. Parasızdık. Okuduğumuz kitabın adı ile yaşadığımız günlerin anlamı arasındaki ilişkiden (bile) habersizdik.


3.

Doksan altıydı. Beyaz'dı. Mart'tı. Monte Carlo'ydu. Sessizlikti. Fakülteydi. Yani hepsi aynıydı. Aynı olmayan hayata duyduğumuz güvendi. Ramazan Dikmen'di. "Kıyıya Vuranlar"dı. Bir şeylerin değiştiğiydi. Örselendiğiydi. Dikmen ölmemişti. Ölüm haberini almamız yakındı. Bu başka bir gündü. Başka bir anıydı. Görüntülerdi. Kafe Göl'de oturmuştum. Yalnızdım. Sayfaları karıştırıyordum. Maksadım okumak değildi. Yaşıyordum. Her kitabı yaşıyordum. Özlemlerimi ihtiraslarımı buluyordum. Yoksunluklarımı. Gidilseydi, tanışılsaydı. "Git gel Ankara altı saat!"ti. Hayıflanmalardı.


2.

Rize'ydi. Kitap bana gönderileli epey olmuştu. Haftalarca posta yolu gözlemiştim. Çok sonra geldiği haberini almıştım. Bir zamanlar çalıştığım liseye geldiğini duymuştum. Haftanın felanca günleri o lisede derse giren filanca öğretmen hanıma verilmişti o kitap. Öğretmen hanım kitabı evinde unutuyor, öğretmen hanım kitabı okumaya başlamış oluyor, öğretmen hanım memleketine gitmiş oluyordu. Her sabah umutla uyanıyor, her sabah acıyla dişlerimi sıkıyordum. Acıyor, acılanıyordum. Dokunmak istiyordum. Rüyalarıma giriyordu. Çok yakın bir dostumun kitabıydı. Dokunmak istiyordum. Öğretmen hanım memleketinden geldi. Kitap da geldi. Dokundum. Acılarım azaldı. 2000 miydi?


1.

Yazdı. 2002'ydi. Yaptıkları işe her zaman yüce anlamlar yüklediğim kargo şirketlerinden birini aradım ve sordum. Böyleyken böyle oldu. Size böyle bir paket ulaştı mı? Sesinin tonundan yeşil, ışıltılı gözlerinin olduğunu düşündüğüm bir bayan, dünyanın en muhteşem on bir kelimesini yan yana getirdi: "Evet, size Timaş Yayınları'ndan gelmiş bir paket var beyefendi! Gelip alabilirsiniz!" Çevremdeki hiçbir şeyi görmeyerek -nasıl oluyorsa- kargo şubesine ulaştım ve bana uzatılan paketi filmlerdeki gibi, elim ayağıma dolaşarak, yırtarcasına açıp, kitabın kapağını, sayfalarını, uzun uzun, -belki de göremeyerek- seyrettim, yahut yaşadım!

Yazdı. 2002'ydi. Bir mutluluk şokuna uğramıştım. Evime dönmeli, sayfalar arasında kaybolmalıydım!

5. Doksan dokuzdu.  
e-sohbetTümü »

» Rasim Özdenören: "Herkes Yaptığı İşin Hakkını Vermeli" / Söyleşi: İslam Doğan - Ahmet Biçer - Mehmet Emre Küçüktürkmen
» Cihan Aktaş: "Müslümanlar Sağcılıktan Ayrışmaya Devam Ediyor" / Röportaj: Nurullah Turan
» Turan Koç: "Düşünce Varlıkla Buluştuğu Yerde Şiirleşir" / Röportaj: A. Ömer Yavuz - M. Derviş Dereli
» Halit Esendir: "Siyaset ve Eğitimle Uğraşan, Gündemi Takip Eden Herkesi İlgilendiren Bir Eser" / Röp: Yüsra Mesude
» Mustafa Özçelik: "Nasreddin Hoca'yı Mevlana ve Yunus Emre'den ayırmak mümkün değil" / Röportaj: Yüsra Mesude
KırkpâreTümü »

» Suç Bende / Deniz Işık
» Sesinden İçmek Senin / İnci Okumuş
» Gittin / Ramazan Özer
» Akasya Ağacı / Atilla Akın
» Son / Senem Gezeroğlu
Tekrar YayınTümü »

» Simetrim Kalkıyor Breh / Vural Kaya
» Edebiyat Ödüllerinin Günahı ve Sevabı / Refik Durbaş
» Yüzdeki Tırnak İzleri ve Pamuk Terörü / Kaan Arslanoğlu
» Sözleşme-II / Seyhan Arslan
» Meczubun Kefaret Bandoları / Vural Kaya

Yorum yazabilmeniz için üye olmanız gerekiyor. Üye olmak için tıklayın.

(Üye iseniz sayfanın en üstünde sağ tarafta yer alan kısımdan giriş yapmalısınız.)


Henüz yorum yapılmamış.

Üye Girişi
Kullanıcı adı
Şifre
Beni hatırla
Şifremi unuttum!
Ücretsiz Üye Olun!
Son 10 Yorum
Dostluk Güneşi (29.10.2021 - 11:34)
toplantı (10.12.2013 - 17:25)
tek söğüt (26.02.2013 - 01:08)
yok var, var var (26.02.2013 - 01:06)
Hoş bir yazı (17.08.2012 - 00:19)
beklerken (27.05.2012 - 21:07)
bir yorum (21.12.2011 - 20:20)
bir yorum (21.12.2011 - 20:13)
işte tam da böyle (18.11.2011 - 20:37)
Gitmek (18.11.2011 - 19:53)
Yorum için üye olun!