|
[ Haberler -> Edebiyat Haberleri ] Öykücülerden Öykülerin Öyküsü 30.11.2005 - 22:23 "Dört Hikaye, Dört Hikayeci" ismini taşıyan programın bu haftaki konukları Melek Paşalı, Sibel Eraslan, Seda Yücel ve şair Ali Ayçil'di.
Hikaye hakikati arama isteğidir
Melek Paşalı, yaptığı konuşmada hikayeyi şu şekilde yeni bir tarif getirdi:" 1. İnsanın hakikati arama isteği. 2. Ona giydirilen estetik form. 3. Bunun da üzerine giydirilen "milli" form. Yalnız, milli tanımlamasını siyasal anlamda değil medeniyet anlamında kullanıyorum.
Hikaye insanın hakikati arayışına estetik bir form giydirme çabasıdır." Her insanın özünde hakikati arama isteği olduğuna dikkat çeken Paşalı, " Hakikat arayışının bir sonu yoktur. Sonuçta bizim hakikate bakışımız mutlak bir şekilde eserimizde dışa vurur." Dedi. Melek Paşalı "Hayal Günlüğü" ve "Camtutan" isimli eserlerinde, karşıt kavramlar üzerine kurguladığı öyküleriyle biliniyor.
Hikaye güzeli bulma adına yapılan yolculuktur
Sibel Eraslan'da hikayeciliğe başka bir tanım getirerek hikayeyi güzeli bulma adına yapılan yoluculuk olarak tanımladı. Eraslan, konuşmasını şöyle sürdürdü." Bütün hikayeler yüz üzerinden neşet ediyor. Yüz cemaldir. Güzel olandır. Zannediyorum kendi yüzümüzü bulmak adına yaptığımız yolculuklar aynı zamanda güzeli bulmak adına da yapılan yolculuklardır."Değiştiremediğimiz için hikayenin yazıldığına da değinen Eraslan son olarak şunları söyledi:,"Değiştiremediğim için yazıyorum. Ölmemek gibi yazmak. Hayatta kalmanın bir yolu. Var olmayı kendini ifade etmekte buluyorum. Mağara adamı o resmi duvara niye çizdiyse ben de o yüzden yazıyorum."
Ölümü seven bir hikayeci
Seda Yücel, kendisini ölümü seven hikayeci olarak bilinmek istendiğini hatırlatarak, bütün hikayelerinin ölümle bittiğini ifade etti. Yücel, açıklamasında şunları söyledi: "Benim hikayem beşikte başlayan ve biten bir hayat öyküsü. Ben öykülerimde ölümü çok seviyorum. Sonsuz bir öykü yazmak istemezdim. Bu noktada tanrıyı anlayabiliyorum. O da bütün hikayeleri ölümle bitiriyor. Ve bunun karamsarlıkla ilgisi olmadığını düşünüyorum. Öyle olsaydı Tanrı da karamsar olurdu."
Yazmak bir ihtiyaçtır
Yazmak sonradan öğrenilen bir şey olmadığını savunan Şair Ali Ayçil'de yazmanın bir ihtiyaç olduğunu savundu. Ayçil,"Bir ihtiyaçtır bu. İnsan dünyadaki varlığını ötekiler gibi hissetmediği anlar yaşayabilir. Yazmak bunun dışavurumudur çoğu zaman." dedi. (Haber 7) |