« Anasayfa | Künye | Arşiv 22 Ocak 2020, Çarşamba
Gündem: Kültür-
Sanat
Gündem: Hayat
40i Gündem Nöbetçi Köşe
40PENCERE
İki Nokta Üst Üste
Esma Ürkmez
Matbaadan Tanıtıma Koş!

Yeşilde Durmak
Hale Sert
Kanaviçe

Olay Yeri İnceleme
Zehir Hafiye Battal Küttab
Tezekten Terazi ya da Çok "hit" Alan Hep "tıklanan" Yazı Budur!

[ Kitap -> Ekstra ]

"Yeni Baştan" Unutulmuş Ayrıntıların Peşinde

Sennur Sezer

09.06.2007 - 09:12

Yeni Baştan, Nilüfer Kuyaş, Oğlak Yayınları, 2007, 696 sayfa.

Biz "çiçek dürbünü" derdik, asıl adı kaleydiskop (kaleidoscope) olmalı bir oyuncak vardır. Daha çok büyükler içindir. Bir ucundan baktığınızda cıvıl cıvıl renkli biçimler görünür ve küçücük bir kımıldanışla hoop değişiverir görüntü. Beğendiğiniz hiçbir görüntüyü yeniden yakalama/kurma şansınız yoktur. Bu durum çocukları genellikle sinirlendirip oyuncağın gizini anlamaya kışkırtır. Oyuncak kırılır. Elde kalan, yalnızca bir boruyla üç cam parçasıdır ve bir sürü renk renk, biçim biçim plastik kırıntı... Büyü bozulmuştur.

Nilüfer Kuyaş'ın romanı Yeni Baştan, bana çiçek dürbünlerini anımsattı. Konu ve izlek yalındı. Hiç tanışılmamış gerçek babanın izini bulmak, onun nasıl biri olduğunu ve başına gelenleri öğrenmek. Ama yazar, romanın her bir bölümünde küçük bir olayın ayrıntılarını yan yana sunuyordu. Bin bir renkli görünüyordu manzara, büyülüyordu. Sonra size, isterseniz en küçük parçalardan birini değiştirebileceğinizi ima ediyordu. Siz, o parçayı değiştirdiğinizde bütün görüntünün de değişeceğini fark ediyordunuz. Bir oyundu bu romanı okumak, bir kurgu oyunu. Yazar, gözünüzün önünde kurguluyordu çünkü ve size soruyordu 'doğru mu'. Siz dilerseniz onaylıyordunuz, dilerseniz romanı bir an kapatıp, yeni kurgunun sonuçlarını düşlüyordunuz. Ve dönüyordunuz Kuyaş'ın kurgusuna.

Yeni Baştan'ın çiçek dürbününü anımsatan öteki yanı, romandaki ayrıntıların, okurun üzerine konfetiler gibi yağmasında. Bu ayrıntılar kimi zaman romanın polisiyeleri andıran temel izleğini de unutturabiliyor. "Aslı'nın babası Enver'in DP ile ilişkilerinin bozuk olmasına karşın 27 Mayıs'ta tutuklanma nedeni hangi ihbardı, hapisliği bittikten sonra nereye gitti" sorularının yanıtlarını bulmak için çıkılan yolculuklarla yapılan görüşmelerle çizilen Türkiye'den insan (ve olay) manzaraları yakın tarihle ilgili sorular üretiyor.

Sonra, son dönemde pek anlatılmamış yönetimle ilişkileri kimi zaman yakın, kimi zaman uzak, çoğu paşazade, varlıklı sınıfın (daha doğrusu burjuvazinin) kişileri (özellikle kadınları). Bu sınıfın kişilerinin birbirleriyle ikiyüzlü ilişkileri, ailelerin birbirinden nefret ederken suç ortaklığı boyutuna varan sınıfsal işbirlikleri, pazarlıkları, çıkara bağlı kız alışverişleri; aynı sınıfın erkeklerindeki resmi ve gösteri boyutundaki çapkınlıklar; alt sınıftakilerin ya da emekçilerin yanlarında çalıştıkları üst sınıf kişilerine kölece tutkunlukları.

Babıali'deki durum (ya da yazılı basın) haber alma görevlilerinin basındaki durumları; (bunlardan birinin öğrendikleriyle yazdığı ve ünlendiği piyasa romanları); 1960 İstanbul'u görüntüleri, Atatürk döneminden fıkralar; DP içinde olup bitenler, 1946 seçimleri, 1960'ı hazırlayan olaylar, Menderes'in parti arkadaşlarıyla ilişkisi, anekdot benzeri eleştiriler ("Hukuku kaba kuvvete nasıl peşkeş çektiler. Makyavel 1960'da İstanbul Hukuk Fakültesi'nden mezun bile olamazdı!"). Darbenin ayak sesleri, Yassıada mahkemelerinin öteki yanı, 1960 Anayasası'nın aksaklıkları... Romanın gerçek zamanı olan 28 Şubat sonrası. Ve romanın kahramanlarının kalabalığı üstelik kimi ortak özellikleri. Bir de her dönemden çekici küçücük ayrıntılar, moda kumaşlar, terzi adları, kokular, (1970'lerden söz etmenin bile 'nostaljik' sayıldığı düşünülünce... bıyıklara sürülen 'kalamis' antik sayılabilir!) şaraplar, moda mekanlar.

Yolculuğa davet
Yeni Baştan, iki ayrı biçimde okunabilecek, iki ayrı koldan akan bir roman. Romanın anlatıcısı Aslı, biyolojik babasının, resmi babasıyla aynı olmadığını öğrenir. Babasının kimliğini öğrendikten sonra da ona ulaşamaz, çünkü babası kayıptır. Babasının evli olduğu kadından (bu kadın anlatıcıyla adaştır) olan oğlu Kerem ile tanışır, birlikte ulaşabildikleri/buldukları ipuçlarına göre babasının izini sürmeye ve babasının romanını yazmaya çalışır. Böylece babasının karakterini de öğrenecektir. Bu romanın aktığı ilk kol görünüşte romanın temel izlencesi. Romanın fonundaysa 27 Mayıs 1960 askeri harekatının önce ve sonrasının izleri var. (Yer yer de tarihimizdeki ilk askeri darbeler ve resmi darbe olmayan müdahaleler.) Bir harekatın/darbenin koşulları, etkileri, olaylara paralel olarak, olayları yaşayanlarca tartışılıyor. Çünkü Aslı'nın 'biyolojik (babası da, resmi babası da,' aileleri de siyasetle, yönetimlerle bağlantılı kişiler.

Kitabın başında okuru romana hazırlayan bir öndeyiş bölümü var: Yolculuğa Davet . Bu bölümde yazar (romanın gerçek yazarı yerine, romanın anlatıcı yazarı Aslı) okura anlatacağı öykünün konusunun ilk çizgilerini ve anlatı biçiminin ipuçlarını veriyor. Romanın temelindeki olayların bir bakıma başlangıcı olan tarih ve mekâna, 1960 Mayısı'na ve Avrupa'ya hareket edecek Ankara vapuruna düşsel bir yolculuğa çağrıyor okurunu. Olayın ayrıntılarını orada anlatacağını vaat ederek işbirliği istiyor okurdan: "Gözlerinizi kapayın, hayal edin. Kendinizden pay biçin. Bunun adı empati. Kendini başkalarının yerine koymak, onların duyuşuna ayarlanmak. Ben yapabilirim. Ama ancak sizin yardımınızla sevgili okur!"

Nilüfer Kuyaş roman kahramanı Aslı'nın roman boyunca hiç karşılaşmadığı gerçek babası Enver'in kişiliğini, düşüncelerini saptamak için eline geçen ipuçlarını değerlendirmesinde öylesine titizlenir ki ister istemez, yıllar önce yazdığı 'Romanın Gölge İkizi, Otobiyografi' başlıklı denemesini anımsarsınız: "Bugün artık hiç kimse Proust'un yaptığı anlamda derindeki gerçek benliğinin peşinde değil ama herkes yüzeysel anlamda kendine ilginç bir benlik yaratarak beş dakika için de olsa bunu televizyonda, basında, kitapta, İnternette, nerede olursa, teşhir etmek peşinde. (...) Roman, kendi gölge ikizi olan otobiyografiyi belki çok farklı yöntemlerle arayacak, ama bence mutlaka yeniden bulacak."

Nilüfer Kuyaş, bir dönemi, bir kişiyi ayrıntılarla yaratmanın oyununu, okuruyla birlikte, keyifle oynuyor. Yazdıklarının eleştirdiklerine benzemediğinin keyfiyle, "Sistem sanatçıyı baştan çıkartmak için sermayenin bütün nimetlerini de sunuyordu ona: Kitlesel erişim, medyatik başarı, bol satış. Karşılığında istediği de kamuoyunu şaşırtacak, tartıştıracak, heyecan uyandıracak, hatta eleştirecek, ama asla sistemin, gündemin dışına çıkmayacak romanlardı. Adeta kültürel bir pornografiye zorlanıyordu roman sanatı" diyor.

Kuyaş, Yeni Baştan'da dönem özelliklerinin ayrıntılarını da, 'Teşekkür ve Açıklama' bölümüyle yararlandığı kişileri anmayı, bu ilk romanla otobiyografisinin ilişkisini merak edeceklerin muhtemel sorularına yanıtları da unutmamış. Ne var ki 696 sayfalık bir romanda kimi dil yanlışlarından kaçamamış. Bir ikisinin altını çizelim: "Tarihçilerin artık bilemeyip durakladığı yerde, şair çıkar ve kehanet eder" diyor (s. 24, "kehanette bulunur" olmalı ); "Gülümse Aslı. Şuh gülümse." (s.38, Yanlışlık nerede tam bilmiyorum ama "çapkınca" sıfatı daha doğru gözüküyor). "Onu ısıran oldu mu geri ısırmayı bilirdi" (s. 266 Bu cümlede "geri aramak" sözüne benzer çeviri dilden türemiş bir aksaklık yok mu? "Onu ısıranı ısırmayı bilirdi", "Onu ısıranı o da ısırırdı"). "İki rakip gibi şimşekli bakışıyoruz, çakmaklı, kıvılcımlı, her şeyli." (s.389) vb. Yayınevleri redaktör kurumunun gerekliliğini artık kabul etmeliler.

Unutulmuş Ayrıntıların Peşinde, Sennur Sezer, Radikal Kitap, 1 Haziran 2007.

Nilüfer Kuyaş'ın romanı 27 Mayıs sürecinde geçen bir hikâye anlatıyor. Kurguyu biraz da okura bırakan, küçük ayrıntıları okurun üzerine konfeti gibi yağdıran kitabın kahramanı gerçek babasını arayan bir kadın.  
Dergi SergeniTümü »

» Dergi Yazarının Tadı Başka
» Anlayış Dergisi Artık Tüm İçeriğiyle İnternette
» Karagöz 7 Çıktı
» Dergâh Dergisi Yine Dopdolu
» Türk Edebiyatından "Kaşgarlı Mahmud" Özel Sayısı
Halep&ArşınTümü »

» Hrant Dink Sonrası "Yitik Yürek" Tartışması
» "Atatürk ve Din" Tartışması
» "Tasavvuf Neşriyatı" Tartışması
» Paramparça Entelektüeller ve Fikirler: "İmparatorluğun Çöküş Döneminde Osmanlı Ermenileri" Başlıklı Ertelenen Konferans Sonrasında Türk Entelijansiyası
» "Bir Zamanlar Bir İsmet Özel Vardı..." Tartışması
Bize GelenlerTümü »

» Kahraman Üzerine Dersler / Oğuz Karakaş
» Görsel Şiirin İlk Kitabı: Dada Korkut
» Makyaj Hatası / Yavuz Altınışık
» Oluş ve Bozuluş / İbn Sina
» Hiç / Merih Günay

Yorum yazabilmeniz için üye olmanız gerekiyor. Üye olmak için tıklayın.

(Üye iseniz sayfanın en üstünde sağ tarafta yer alan kısımdan giriş yapmalısınız.)


Henüz yorum yapılmamış.

Üye Girişi
Kullanıcı adı
Şifre
Beni hatırla
Şifremi unuttum!
Ücretsiz Üye Olun!
Son 10 Yorum
toplantı (10.12.2013 - 17:25)
tek söğüt (26.02.2013 - 01:08)
yok var, var var (26.02.2013 - 01:06)
Hoş bir yazı (17.08.2012 - 00:19)
beklerken (27.05.2012 - 21:07)
bir yorum (21.12.2011 - 20:20)
bir yorum (21.12.2011 - 20:13)
işte tam da böyle (18.11.2011 - 20:37)
Gitmek (18.11.2011 - 19:53)
ELİF LAM RA (28.10.2011 - 00:02)
Yorum için üye olun!