« Anasayfa | Künye | Arşiv 21 Haziran 2024, Cuma
Gündem: Kültür-
Sanat
Gündem: Hayat
40i Gündem Nöbetçi Köşe
40PENCERE
Kulak Arkası
Nurullah Turan
Birkaç "Bir"

Bolâhenk
Ahmet Çalışır
Mevlevî Âyini: Türk mûsikîsinde bir form

[ Müzik -> Ekstra ]

Serbest Doğaçlama

01.04.2000 - 16:00

'Serbest doğaçlama' ya da diğer isimleriyle 'tam doğaçlama', 'açık doğaçlama', 'serbest müzik' ya da belki de en sık rastlanan ismiyle sadece 'doğaçlama müzik', etiketlere karşı olan direncinden de anlaşılacağı gibi karmaşık bir kimliğin sıkıntısını yaşamaktadır. Aslında bu anlaşılır bir durum: Serbest doğaçlama o kadar çok değişik çalgıcı, o kadar çok değişik tavır, o kadar çok değişik kavram içeren bir faaliyettir ki, kendisi bile bunları tek bir isim altında toplayamaz. Onun kimliğini bulanıklaştıran bir başka şey de deneysel müzikle veya avangard müzikle karıştırılmasıdır. Doğru, bunlar çoğu zaman bir araya konurlar, ama bu muhtemelen sırf organizatörlerin yararı için yapılan bir şeydir. Oysa organizatörlerin bilmeleri gereken de şu ki bu müziklerin büyük sıradan dinleyici kitlelerinin ilgisini çekmekteki yeteneksizlikleri dışında hiçbir ortak yanı yoktur. Ayrıca aynı pazarı paylaşsalar da bu müzikler temelde birbirinden çok farklıdırlar. Doğaçlamacı da bazen deneyler yapabilir, fakat içlerinden pek azı eserini deneysel olarak görür. Aynı şekilde, avangard tavır ve kurallar da doğaçlamacınınkiyle çok az ortak yan taşır. Doğaçlama yoluyla yapılan bazı yenilikler de olmuştur elbette, fakat doğaçlamacılar arasında önde olma arzusu pek yaygın değildir. Öte yandan yöntem konusunda doğaçlamacı, en eskisini uygular.

Serbest doğaçlamanın değerlendirilmesinde yaşanan bulanıklık, onun kendisine gelindiğinde daha da artıyor. En tutarlı özelliği çeşitliliktir onun. Üslubu ya da türe olan bir bağlılığı yoktur. Kabul edilmiş bir türsel tınısı yoktur. Serbest doğaçlamanın karakterini belirleyen, sadece onu çalan kişinin veya kişilerin sessel-müziksel kimliklerindir. Tarihsel olarak serbest doğaçlama her tür müziği önceler -insanoğlunun ilk müziksel icrası serbest doğaçlamadan başka ne olmuş olabilir- ve bence ilaveten şunu da varsayabiliriz ki o günden beri serbest doğaçlama diye tanımlanabilecek bir müzik yapma şekli her zaman olmuştur. İcracının onu kolaylıkla kullanabilmesi, hem onun taraftarlarını hem de karşıtlarını isteyen bir zanaat olduğu gibi herkesin kullanımına da açıktır- acemilerin, çocukların, müzisyen olmayanların. Onu yapmak bir etkinlik de olabilir, basit ve doğrudan bir ifade de; hayat boyu süren bir öğrenme ve çalışma da olabilir, sadece bir hobi faaliyeti de. Serbest doğaçlama her insanın müziksel amaçlarına hizmet edebilir. Ancak, "herkes onu yapabilir" düşüncesinden rahatsız olanlar Albert Einstein'ın da ona bir duygusal ve entelektüel ihtiyaç olarak baktığını öğrenince rahatlayacaklardır.

Serbest doğaçlamanın tutarlı bir hareket olarak altmışlı yılların başlarında ortaya çıkması ve ardından sürekli uygulanması, birçok sosyolojik, felsefi, dini ve politik açıklamayı da beraberinde getirdi, fakat ben bunların irdelenmesini bu konuda yeterli iştaha ve yeteneğe sahip olan yazarlara bırakıyorum. Ben kendimi daha çok serbest doğaçlamanın müziksel dilin sorgulanışıyla geliştiği varsayımıyla sınırlı tutacağım. Ya da daha doğrusu, müziksel dili yöneten "kuralların" sorgulanışıyla. Çünkü birincisi, bunun caz üzerinde büyük bir etkisi olmuştu ve caz serbest doğaçlamanın yükseliş döneminde en çok yapılan doğaçlama müzikti. İkincisi ise, Avrupa normal müziğinin dilindeki gelişmeler geçmişte önemli sonuçlar yaratmışlardı ve bu müziğin gelenekleri, doğaçlamanın batıda görülen formları da dahil olmak üzere, pek çok müzik türüne damgasını vurmuştu.

Serbest doğaçlama hakkındaki iki önemli bilgi kaynağı Leo Smith'in "Notlar: 8 Parça" adlı kitabı ve Cornelius Cardew'ün Bilimsel Elkitabı'ndan alınma "Bir Doğaçlama Etiğine Doğru" adlı yazısıdır. Bu belgeler serbest doğaçlama hakkında çok büyük tecrübe sahibi müzisyenlerin elinden çıkmışlardır ve her ikisinden de doğaçlama büyük bir içgörüyle, ilgiyle ele alınmıştır. Gene de birbirine tamamen ters şeyler söylerler. Smith serbest doğaçlamayı hemen hemen bütünüyle cazın bir uzantısı olarak görür, aysa Cardew onun temelde Avrupa felsefesi ve belirsiz kompozisyonla ilintili olduğunu düşünmektedir. Aslında her ikisi de geçerlidir ve her ikisinin de mükemmel şekilde yansıttığı altmışlardaki doğaçlama yaklaşımıdır. Leo Smith için Amerika'daki siyahi insanların zor durumu salt müziksel konulardan çok daha önemlidir, özellikle bu kişi bir müzisyense. Cardew'un kendi durumuna karşı çıkışı da sonradan benzer şekilde tamamen politik bir hal almıştır. Fakat bu belgelerde şu da anlaşılıyor ki, her alanda bütünlüğe sahip ve müzikle doğrudan, yabancılaşmamış bir bağ arayan bu ki müzisyen için de serbest doğaçlama, kendi müziksel birikimlerinin katılığından ve biçimciliğinden kaçmak için tek yoldu.

***

Serbest müzik hakkında pek çok ve birbirinden farklı düşünce vardır. Bunlar bu tür çalışın dünyadaki en basit şey olup hiçbir açıklama gerektirmediğinden, onun son derece karmaşık ve tartışmaya gelmez olduğuna kadar değişir. Kimileri için serbest müzik hiçbir çalgısal hüner, müziksel yetenek gerektirmez, hiçbir müziksel tecrübe veya bilgi istemez. Kimilerine göreyse de ona ancak çok karmaşık, virtiozik boyutlarda bir kişisel teknikle ulaşılabilir. Kimileri ona getirdiği müziksel beraberlik imkanlarından ötürü tutkundur. Kimileri de yarattığı ifade imkanlarından ötürü. Benim bildiğim, bu konuda öne sürülebilecek genel bir görüş olmadığı.

--------------------

Not: Bu metin, Derek Bailey'in Pan Yayıncılık tarafından yayınlanan "Doğaçlama" isimli kitabındaki aynı isimli makaleden derlenmiştir.

'Serbest doğaçlama' ya da diğer isimleriyle 'tam doğaçlama', 'açık doğaçlama', 'serbest müzik' ya da belki de en sık rastlanan ismiyle sadece 'doğaçlama müzik', etiketlere karşı olan direncinden de anlaşılacağı gibi karmaşık bir kimliğin sıkıntısını yaşamaktadır. Aslında bu anlaşılır bir durum:  
Albüm TanıtımlarıTümü »

» İstanbul'a Senfonik Üçleme
» Yıllar Sonra Yeniden
» Dostlar Onu Hatırladı
» İncesaz, Kalbimizdeki Denize Yelken Açtı
» Oralara, Buralara, Uzaklara
EkstraTümü »

» Cohen Nihayet Geliyor / Sadık Yalsızuçanlar
» 'Tom Amca Cazı' Tutmadı, Siyah Müzik Köklerine Dönüyor / Halil Turhanlı
» Neriman Hanım'ın Ölümü / Gökhan Özcan
» Zaman, Mekân ve Müzik / Rengin Soysal
» Ey Vefasız Yolcu! / Gökhan Özcan
Müzik DünyasındanTümü »

» Abbey Road'un Etkisi Sürüyor
» Cazdan Habersiz Kalmayın
» Albüm Kapaklarında Eskiye Dönüş
» Grammy Müzesi'nde Müziğe Dair Herşey
» Nintendo Wii'yle Orkestramı Kurup Yönettim / Hakan Gence

Yorum yazabilmeniz için üye olmanız gerekiyor. Üye olmak için tıklayın.

(Üye iseniz sayfanın en üstünde sağ tarafta yer alan kısımdan giriş yapmalısınız.)


Henüz yorum yapılmamış.

Üye Girişi
Kullanıcı adı
Şifre
Beni hatırla
Şifremi unuttum!
Ücretsiz Üye Olun!
Son 10 Yorum
toplantı (10.12.2013 - 17:25)
tek söğüt (26.02.2013 - 01:08)
yok var, var var (26.02.2013 - 01:06)
Hoş bir yazı (17.08.2012 - 00:19)
beklerken (27.05.2012 - 21:07)
bir yorum (21.12.2011 - 20:20)
bir yorum (21.12.2011 - 20:13)
işte tam da böyle (18.11.2011 - 20:37)
Gitmek (18.11.2011 - 19:53)
ELİF LAM RA (28.10.2011 - 00:02)
Yorum için üye olun!